Kapıyı çekip gitmek...

Yanda gördüğünüz kapı dış kapımız. Herhangi bir oda kapısı gibi bir kapı. Ev arama döneminde evin resimlerine bakarken bu kapı bizi korkutmuştu. Gözetleme deliği yok, zincir yok, en önemlisi çelik bile değil :) Biliyorsunuz emlak sitelerinde; site içinde, güvenlikli, asansörlü gibi itibar kazandırıcı bir özelliktir çelik kapı bizde... Ama biz evi beğendik, çelik kapısı olmasa bile tuttuk :)

Ben zaten oldum olası evin içindeyken, bir çoklarının en azından yatarken yaptığı gibi kilitlemem üzerime kapıyı. Kilit güzel düşünceler ile vurulmaz ki kapıya; Dur bir yatmadan kapıyı kilitleyeyim de gece biri girip beni gırtlaklamasın, öteberimi çalmasın düşüncesi ile yaşamak! Bilmiyorum... Sadece kilitleme anında bile olsa bunları düşünmek istemem bu yüzden de evden çıkıp giderken tamam da evdeyken kilitlemem hiç. Çok eskiden bir kaç kez konuşmuştuk Berk ile bunun üzerine. O benim ile aynı fikirde değildi.

Bu güne gelirsek, henüz bu apartmanda yaşamaya başlayalı 2,5 ay oldu. Pazar günü dışarı çıkarken Berk "Amaan boş ver kilitlemeyelim" dedi! Evin içindeyken değil, çıkarken, giderken :) Çektik,çıktık, gittik kapıyı. Hem de çelik olmayan kapıyı... Peki içerideyken bile aslında kilitlenmesi gerektiğine inanan eşim nasıl bu kadar kısa zamanda çekip gidelim kıvamına gelmişti :)

Sağda gördüğünüz apartmanımızın girişi herkes şemsiyelerini bu kutuya bırakıyor. Alttaki resim de alt komşumuzun kapı önü. Büfe, tablolar, biblolar ile süslemiş püslemiş zevkince daracık apartman boşluğunu. Herhangi birinin çalınacağını bir an bile düşündüğünü sanmıyorum. Apartman içinden elektrikli süpürge sesleri duyuyorum. İnsanlar evini süpürdükten sonra apartmanın içini de süpürüyor, aynı evi gibi... Sanırım ev sadece kapısını çekince içinde kaldığın yer değil burada. Biz tedirginliği, huzursuzluğu tam aksi hissetmemiz gereken yerden, evimizden başlatıyoruz. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor zaten; apartman, mahalle, şehir, ülke, dünya... Zaten tüm dünya birlik olmuş biz Türklerin sonunu getirmek için uğraşmıyor mu? :)

Okuyanların çoğu -biliyorum bir kaç bin kişi kadar varsınız :)- yahu git allah aşkına dünyada dönen onca pis oyun biz kapıları kilitliyoruz diye mi oluyor, hem ben akşam kapıyı kilitlerken hiç de oyle söylediğin gibi şeyler düşünmüyorum demiştir. Muhtemel de öyledir. Belki de öğrenilmiş değil ezbere yapılan hareketler bunlar!( Konusu bambaşka ama Tolga Öztorun'a sevgilerimle :)) Ama bence tedirginlik, endişe, güvensizlik duyguları orada öylece duruyor ve ezbere yapıyoruz diye yok sayılamazlar... Belki de o duygular yüzünden pis dünya oyunlarına bu kadar çabuk geliyoruz ya da pis dünya oyunları yüzünden hiç farkında olmadan o duygularla yaşıyoruz. Yahu ne oluyor??? Ne diyorum ben :) Ben ne politika, ne felsefe, ne psikanaliz yapmak için yazmıyordum ki :)

Neyse hoşuma gitti işte kapıyı çekip gitmek, o kadar! :) Ama her konuyu da oğluma bağlamam lazım :) Bu günlerde epey uzadı sıpa! Sanırım o kapı çok yakında içeriden bile kilitlenecek. Ama bambaşka duygular ile... Bu sayılmaz di mi ? :))

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :)
Paylaş

2 Response to "Kapıyı çekip gitmek..."

  1. umut 12 Mayıs 2010 14:06
    Uzun zamandır takıntılı olduğum bir şey benim de kapı-kilit ikilisi. En küçüğünüz olarak bu konuda en önde olan benim herhalde. Biliyorsunuz, içeriden falan değil dışarı çıkarken de kilitlemiyorum ben. (İki sene önce ziyaretime gelen bir hırsız arkadaş sayesinde 'kilitlemiyor-dum' oldu tabii artık maalesef.) Hatta karşıyım, insanlara laf sokuyorum falan.
    Çünkü efendim, ben Enez'de delirmişken her şeyi olduğu gibi bunu da anladım. O güven hissini ve hafiflemeyi biliyorum yani Evrim. Kilitlemeden değil, unutup açık bırakacak kadar bir güven içinde hissetmek bayağı bir yük kaldırıyor insanın üzerinden. Böyle 100 tane ezberden kurtulsak en azından bir 5 sene daha fazla yaşarız bence. O beş senede de 50 başka ezber yaratsak 2,5 sene kardır. Ama o 2,5 senede 25 ezber yaratılacağına göre karımız 3,75'e çıkabilir birden. Fakat 3,75 senedeki yaratımımız da 37,5 olacağına göre düz hesap 3,5 sene yapalım biz bunu. (Evet, osman matematikle ilgileniyor bu hafta.)

    not: Masamda, kapıyı açık bırakıp evden çıkan ve O'nun gelmesini bekleyen birinin öyküsü yarımyamalak dururken bu yazıyı yazmanı, önce o öyküyü yazmam için bir işaret mi almalıyım acaba?

    not2: Yazmanın keyfini alıyorsun, o zehir damarlarına giriyor değil mi yavaş yavaş?
  2. Evrim 14 Mayıs 2010 13:28
    Aaaa not-2 yi değiştirmişsin. Şimdi gördüm evet yazdıkça yazasım geliyor. Demir hem kaynak sağlıyor hem de çok yazmama engel oluyor :)

    Bu arada hissettiğimi en çok anlatan 'hafiflik' kelimesi sağol :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...