Rosie The Robot

The Jetsons yani bizdeki adıyla Jetgiller...
Ne güzel bir hayatları vardı onların! George sabah kalkıp bir bant üzerinden geçerdi, içinden geçtiği koridor boyunca robotik eller onu yıkayıp dişini fırçalar, üzerini giydirip parfümünü sıktıktan sonra direk kahvaltı masasına oturturdu. Kahvaltıyı da bir makineden seçer ve tabii anında önüne düşerdi. Judy'nin saçını içine soktuğu bir alet vardı. Bir çıkarırdı renk renk, desen desen olup çıkardı saçları. Sonra parmaklarını sokardı, mis gibi sürülmüş ojelerle çıkardı elleri. Daha bir yığın muhteşem aletleri vardı ama en önemlisi duygusal, her işe burnunu sokan, sürekli arızalanan bir makineden çok ailenin bir parçası olmuş dönemin eski model robotu Rosie'leriydi! Sabırla bekledim teknolojinin ilerlemesini... Milenyumda nasılsa böyle olacaktı hayat. Bilemedin 10 yıl gecikir 2010'da böyle olurdu! Artık ümidimi kaybettim biraz da büyüdüm. O hayatı hayal etmiyorum ama teknoloji Jetgiller için eski model kalan Rosie yapacak kadar ilerlemiş olmalı artık yaa! Bana bir Rosie verin, ne olur... Gelsin işime burnunu soksun, önemli değil. Hatta sık sık arızalansa da olur. Severim ben öyle işlerle uğraşmayı...

İtiraf ediyorum, buraya taşınırken temizlik yapmaktan en az yeni hayata alışamamak ya da yalnız kalmak kadar korktum. Öğrencilikte yaptığımı temizlikten saymazsak çalışmaya başladığımdan beri temizlik için hep bir yardımcım olmuştu. Alışmıştım bir kere! Hem ev temiz olacak hem de o temizliği ben yapmayacağım. Sevmiyorum kardeşim, sevmiyorum ne yapayım :) Rosieeeeeee.... Ev dağınık olduğunda huzursuz oluyorum, sinir oluyorum ama temizlemeye de en az onun kadar sinir oluyorum. Toplamak, temizlemek ne zor oysa kirletmek öyle kolay ki! Hele Demir ile sadece 5 dakika bile yeter savaş alanına döndürmek için evi... İlk geldiğimiz haftalarda temizliği Demir öğle uykusuna yatınca yapmaya çalıştım. Mümkün mü 40 dk'da ev temizlemek? Değil tabii... Bir kaç güne yayayım dedim. Olmadı, sevmedim bir günde bitmeyen temizliği. Mecbur işlerime Onu da dahil edecektim. Gerçi yürümeye başladığından beri bulaşık makinesi yerleştirmeye, çamaşır ve kurutma makinesi doldurup boşaltmaya zaten kendini dahil ediyordu :) Ama orada amaç sadece O'nu mutlu etmekti. Şimdi ise gerçekten katılmasına ihtiyacım vardı.

Evi süpürmeye bayıldı. Köşeleri süpürmek için çıkardığım süpürge ucunu taşıdı yanımda. "Bunsuz olmaz, tak" diye uyardı :) Giderek de ustalaşıyor. Mesela süpürmem için halıları kaldırıyor, arkalarını süpürmem için mutfaktaki soğan ve patates kaplarını çekiyor, sonra da yerine itiyor. Toz almak derseniz, kendi çapında epeydir yaptığı bir işti zaten :) Şimdi bende bir bez, Onda bir bez beraber siliyoruz. Herkesin bölgesi farklı. Sehpalar ve yatak kenarındaki tahta çıkıntılar onun :) Öyle canla başla çalışıyor ki görmeniz lazım. Tüm benliği ile temizlik yapıyor. "Aaah"laya, "Iıııh"laya... Toz alırken tüm dünyayı kirden arındırıyor gibi bir hali var. Çok ciddiye alıyor işini :) Gelin görün ki iki konuya dahil edemedim oğlumu birincisi yer silmek , ikincisi mutfak işleri... Mutfak işini tezgah üstüne yeterince müdahil olamadığı için benim de yapmama izin vermiyor. Yer silmeye ise bayılıyor ama orada da ben problem çıkarıyorum çünkü deterjanlı su ile oynamak istiyor! Çeşitli denemelerim oldu. İlk olarak kovayı banyoda bıraktım. Bezi her yıkamam gerektiğinde banyoya gittim, geldim. Gittim, geldiiiim... "Git yahu zaten sevmiyorum temizliği" dedim ve kum kovasına su koyup eline bez vermeyi denedim. O da olmadı! En son aşağıdaki mini Vileda'yı aldık bakalım :) Daha yeni geldi! Birlikte deneme şansımız olmadı ama şimdilik kendi kendine çok güzel oynuyor. Her yeri bununla sildi. Kapıları, sehpayı, koltukları, hatta beni :) En sağdaki resim de Vileda ile gerçekten benim bir saç telimi almaya çalışıyor yerden. Dudaklar boşuna öyle değil yani :) Umarım herkes kendi kovası ile temizlik yapacak artık.

secme1
Bir de normal işleri bile sevmezken kendimize çıkardığımız işler var tabii. Mercimek, makarna ve fasulyeler... Montessori'ye sevgilerimi gönderiyorum. Ben yanında yokken bile kendi kendine Lego'ları ile yaklaşık 20 dk oynayabilecek kadar dikkat süresi olan oğlum yanında ben varken bunları kaplar arası aktarmak için 5 bilemediniz maksimum 10 dk oyalanıyor. Tek tek ya da kaşık ile bir iki aktardıktan sonra hooop kaptan kaba aktarıveriyor hepsini. Ondan sonra da tüm eve saçıyor. Hani saçtıklarını toplatmayı denersem belki uzunca oyalanır diye "hadi toplayalım bunları" dediğimde de mini süpürgemizin ucunu kapıp geliyor. Sanırım sınırlı alan içinde özgürlük öğretmekte sınıfta kaldık! Ya da pozitif bakış açısı ile sınırlarımızı olması gerekenden biraz fazla geniş tuttuk :) Bir 10 dk da bununla oyalandıktan sonra benim en az bir saat ortalık toplamak ile oyalandığım kesin ama :)))

secme2
Konumuz Montessori değildi temizliğe dönersek. İyi hoş dahil ettik yaptık diyelim. Ya bir gün -hadi bilemedin iki gün- sonra? Sil baştan... Yok kardeşim yok böyle ömür geçmez. İnsanlık daha fonksiyonel işlerle uğraşmalı artık...

Buradan,
Bilim adamlarına sesleniyorum; Rosieeeee,
Siyasilere sesleniyorum; Her eve bir Rosieeeee,
Kocalara sesleniyorum; Rosie de olur Yalan Rüzgarındaki Miguel de:),
Jetgillere sesleniyorum; dayımgil ve abimgiller ile sizi dövmeye geliyoruuuuz...

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

6 Response to "Rosie The Robot"

  1. Pelin 14 Haziran 2010 03:04
    Ohhh yahu!!! 5 gundur bi sey yazmadigin icin endiselenmeye baslamistim, ters bi durum mu var acaba diye :) Valla bak, dalga gecmiyorum, bir heves hem buraya hem de resimler icin facebook'a hemen her gun bakiyorum, eeee alistirmissin bir kere, arasi uzayinca olmuyor bak:))

    Tam da benim merak ettiigim konuyu yazmissin... Ozellikle son gunlerde ben de ev isleri konusunu nasil hallettigin konusunda kafa yoruyordum... " Orada 'gundelik kadin'gibi bir kavram yoktur herhalde, olsa olsa sirketler vardir onlar da epey pahalidir, zor olmuyor mudur ki? ustelik de Demir'le! " diye dusunuyordum... Demek hakikaten zor oluyormus... Oglusun cabalari cok tatli:))) bayildim, ama tabii ki yetersiz:) Ne kadar dikkat etmeye calissaniz da iki kisinin yasadigi ev bile nasil dagilip tozlaniyor iyi biliyorum... Uzuldum duruma, hic cozum yok mu yardimci anlaminda gercekten?
  2. YesiM 14 Haziran 2010 12:06
    Ne guzel dileklerde bulunmussun, bence de her eve bir rosie lazim valla. Bir de onlar uyurken insan temizlik yerine daha zevkli biseyle ugrasmak istiyor degil mi, ben de Ela'yi her ise dahil ettim de vileda konusunda anlasamiyorduk biz de size gelince deneyelim bakalim sevicek mi? severse ona da alir bu isi de cozmus oluruz :)
  3. Evrim 14 Haziran 2010 22:24
    Demir paşamız 3 - 4 gündür 11'lere kadar oturunca bana laptop başına oturmak hayal oldu o yüzden yazamamıştım hiç. Şimdi o günlerin birikmiş yorgunluğunu atmak için olsa gerek 8:30 da bayıldı. Akşam bitmek bilmiyor bu gece :)) Temizlik şirketleri varmış ama bizim anladığımız gibi bir kadın geliyor her işi yapıyor gidiyor gibi değil. Ütü için ayrı, camlar için ayrı vb. Eeee tabi bu ülkede el emeği de çok pahalı olduğu için araştırmadım bile. Eminim çok çok pahalıdır. Bir de Türk mahallesinden kadın ayarlanabiliyor, yine pahalı oluyor ama daha mantıklı paralar demişlerdi. ama hiç araştırmadık. Eğer az çok o profili anladıysam bizim buraya metro'ya binip gelmez onlar ama yine bakmak lazım en azında mevsim temizlikleri için...

    Yeşimcim, istemez mi gönül neler istiyor da. Uyuyunca hadi bir kahve içeyim bari diye kaçak göçek, suç işlermiş gibi içiyorum valla :( Bu arada gelin de deneyelim vileda yı :)
  4. Minerva 16 Haziran 2010 18:16
    bana 15 günde bir yardımcı geliyor. Hergün öğleden sonrada Barış ile oynamaya kızlar. Ama gel görki gene her yer dağınık gene her yer meksika :)) allahtan şu minik süpürgeyi almışımda onunla süpürüyorum evi. yoksa kim çıkaracak koca makineyi. Her eve bir Rosieeeeee :))
  5. Hülyanın Tunası 7 Kasım 2010 21:28
    bir yandan yazıyı okurken eşim uzaktan seslendi: "tuni mi o?"
    değil ama çok benzeri dedim. hakkaten mercimekli fasuleyli akitivitelerin o vakitler bizde de ömrü kısayken odasında dakikalarca lefo mego bilmem ne oynayabiliyor. sonrasında yapılan temizlik, koltukların altına kaçan ve aylar sonra bulunan kurubaklagiller de cabası
  6. Evrim 7 Kasım 2010 23:04
    Benziyorlar gerçekten :) O vakitler kısaydı demişsin. şimdi uzadı mı? Öyle ise hemen çıkarayım kurubaklagilleri yeniden ortaya :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...