Yeniler, Oğlum ve Ben..

Oldum olası yeni bir şeyler almak heyecanlandırır, pek sevindirir beni. Aldığım her ne ise eve gelene kadar bile bekleyemem. Yolda, arabada, eve dönmeden uğradıysak herhangi bir lokanta da, kısacası her yerde çıkarır çıkarır bakarım, çekinmem :) Berk de kızar çoğunlukla; "görmedik gibi" der, "çocuk gibi" der, "ya nasıl bu kadar heyecanlanıyorsun, anlamıyorum" der, der de der işte... Eve gelince de kıyafetse mutlaka denerim, montajı yapılacak bir mobilya ise hemen başlarım, hatta bu bir bıçaksa (yeni bıçak aldık ta :)) bir şeyler keser, denerim... Öyle yeni alınan şeyleri bir kenara atıp, günler sonra "Aaaaa böyle de bir şey almıştım ben" demedim hiç... Küçükken de böyleydim. Aldıklarımızı hemen giydiğim için kızardı annem "bekle biraz, yabanlık yap yenileri" derdi. Hatta annemin benim hatırlayamadığım zamanlardan bir de anısı var bu konu ile ilgili. Bir yaz babaannemlerde kalırken cümbür cemaat Eskişehir'e alışverişe gitmişler. Beni de sanırım babaannem ile evde bırakmışlar! Annem bana oradan bir ayakkabı almış. Dönerken de artık iki araba mı döndüler, tek arabaya sığmayanlar otobüs ile mi döndü bilmiyorum. Ama annem arkadaki, ayakkabılarım öndeki ekipte kalmış :) Küçücükken de yeni şeyler alındığında aşırı sevindiğim ve annemin de bunu görmek çok hoşuna gittiği için sıkı sıkı tembih etmiş "sakın ha ben gelmeden vermeyin" diye... Ama ya bu not unutuldu ya da ben atladım çantalara bilmiyorum sonuçta annem ayakkabılarım ile buluşmamı görememiş. Bizim çocukluğumuz malum hem oyuncak ve kıyafet şimdi ki kadar bol olmadığından hem de öğretmen maaşı ile alınabilecekler sınırlı olduğundan büyük bir olasılık ile annem benim ayakkabı sevincimi görmek için bir sezon daha beklemek zorunda kaldı. Düşünün ne kadar yer etmiş ki içine hala hatırlıyor ve anlatıyor...

Şimdi ise oğlumda görüyorum aynı heyecanı. Ya oğlum bu konuda bana benziyor ya da tüm çocuklar böyle de ben çocuk kaldım :)) Ama durumun hangisi olduğu önemli değil önemli olan onu öyle görmek:) Annemin o anıyı unutamamasının nedenini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Eve yeni alınan aslında onun bile olmayan bir halıya yatıp sarılması, sevinçle kahkahalar atması, hatta tam sebebinden emin olmamakla beraber sahiplendiğini ve odasına götürmeye çalıştığını tahmin ettiğim şekilde halıyı ikide bir kaldırmasını görmek çok güzel. Eee sahiplenmesinde halının IKEA'nın çocuk reyonundan alınmasının da etkisi olabilir tabi :) Belki de çocuk "Deli misiniz bu çocuk şeyi. Burada ne işi var" diyordur :)) Ama ne yapalım holümüz için altı kaydırmazlı olduğundan en güvenli, tüy tutmayan (ayrıca yaymayan:)) ve en ekonomik çözüm buydu :)




Asıl onun için alınana gelelim :) Yandaki aslında daha doğmadan alınan gardırobu. Zamanla buna sığamayınca yaklaşık üç ay kadar önce bir de şifoniyer aldık. Pek güzel topladı her şeyini de açık gözleri boş bile kaldı. Biz de almayı planladığımız kitaplık işini erteledik ve bu gözleri kitaplık olarak kullanmaya karar verdik. Alt rafa karton sayfalı kitapları özgürce seçimi için dizdim üste de kontrolsüz kaldığında zarar verebildiği normal sayfalı kitaplarını koydum. Demir ilk zamanlar zaten üst raflar ile çok ilgilenmiyor, alttaki kitaplar ona yetiyordu. Zaten dikkat süresi de o kitapların uzunluğunu kaldırabilecek kadar uzamamıştı henüz. Zaman ile alttakileri yalayıp yutunca ufak ufak üstlere geçtik. Demir kucakta kitap seçmek ister oldu. Sıpa bir de çabuk karar veremiyor. Başında durmak, hepsini ellemek istiyordu! Eeee 12,5 kiloyu da geçti! Bir gün kollarım koptu, indirdim bütün kitapları aşağı "Al dedim, al hepsi burada!" O gün bu gündür de kitaplarımız yerlerdeydi. Günde kaç kere bir köşeye istifliyordum belli değil. Hani dağınıklığı geçtim en alttakini almaya çalışırken tümünü devirip canını yakmasından endişelenmeye başlamıştım. Sonunda tuttuk tabi IKEA'nın yolunu :) Aslında çok da ümitli değildim. Zaten biliyordum tüm IKEA ürünlerini. Yoktu bize uyan bir şey! Büyük bir kitaplık olsun istemiyordum çünkü yeterince eşya vardı odasında, boğmak istemiyordum. Bir de ne görelim çocuk bölümünde yeni bir seri; STUVA!

Bayıldık :) En minik kare dolabından aldık :) Yeşilinde gözüm kalsa da şimdilik odamızın çizgisine beyaz kapak uyduğu için onu aldık ama bu odaya ileride ilaveler ve yenilemeler yapılması gerekeceği zaman niyetim yeşil-beyaz ilerlemek :) Tabi IKEA' dan öyle bir iki şey alınıp çıkılır mı? İlla çıkar bir kaç ilave ihtiyaç! Aldık alacaklarımızı, geldik eve. Ben kapıdan girerken daha halının paketini açtım, yaydım. Kesmedi gittim bıçağı denedim. Bıçak kesti ama onu denemek beni kesmedi :) Demir'in uyumasını zor bekledim. Uyutup daha yerime oturmadan dolabı montaja başladım :) Ama bu sefer oyuncak dolabına ve şifoniyere elini sürmeyen Berk kapaklarının takılmasına yardım etti :) Neyse kurduk. Demir odasında uyuduğu için yerine koyamadık. Ama ben tabi her zamanki gibi yine duramadım. Sessiz sessiz odaya gire çıka taşıdığım kitaplar ile holde yerleştirdim dolabı :) Ve Sabah olduuuu! Meme, meme diye uyanan Demir'i maniple ederek kitaplığına yönlendirdim. Deli oldu, deli... Tek tek kitaplarını inceledi. Sonra eski yerlerine gidip baktı. Onların nerede olduğunu sordu!!! Evet oğlum kitaplığı kitapları ile aldık ta eskileri de yerinde duruyordu!!! Sonra "Hani meme istiyordun" dedim de aklına geldi. Salona geçtik. Emerken birden lap diye kaldırdı kafasını ve hole baktı. Kitaplığı gösterip böğrüne böğrüne vurarak onun olduğunu vurgulayıp tekrar gömüldü memeye :))Bırakır bırakmaz da tekrar başına gitti dolabın. Kimsenin "açma!, kapat!" vs diye karışmadığı iki kapağı var artık O'nun:) El girmesi için bırakılan oyuktan kitaplarını görebilmesi de komik geliyor ona :) Zaten sırtlarından tanımaya başladı kitaplarını tanıyamadıklarını da şöyle bir parmağı ile çekip ne olduğuna bakıyor ve " Hmmm yok bu değil" deyip geri itiyor ya da alıyor :) Annesi de mest bir şekilde onu izliyor. O mutlu oldukça daha mutlu oluyor.






Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

3 Response to "Yeniler, Oğlum ve Ben.."

  1. Selin'in annesi Pelin 21 Haziran 2010 13:23
    Evrimcim, gorusemesek de ben buradan takip ediyorum sizleri sessiz sessiz :) Su yeni esyayi hemen acma, deneme, kurma durumu bende de aynen var. Seni okurken kendimi de buldum.
    Kitaplik cok guzelmis, Demir'in begenmesi ve bunlarin farkindaligi daha da guzel gorulmesini de saglamis. Gule gule kullansin, yakinda sanirim bu kitaplik yetmeyecek simdiden doldurmussun sen :-)
    Sanirim yaz tatilinden sonra gorusebilecegiz, Istanbul'da buluacaginiz tarihler uyusursa haberleselim.
    Simdiden iyi tatiller!
  2. Evrim 22 Haziran 2010 23:27
    Ya görüşemedik gerçekten :( Biz bu hafta sonu da Dusseldorf'a gidiyoruz. Okuyan, gören de çılgın, aktivite dolu bir hayatımız var sanacak :)) Bu arada bizim yarın kimlik görüşmememiz var inşallah bir sorun çıkmaz ise 1 hafta sonra Türkiye'ye gitmeyi planlıyoruz. Eğer İstanbul'da olursak Selin pıtırcığının doğum gününe mutlaka gelicez. Olmazsa artık buradakine :) Şimdiden iyi tatiller size de... :)
  3. Pelin 24 Haziran 2010 00:58
    Vallahi ben de aldigim bir seyi hemen giymek - kullanmak isterim, hatta gecen gun bu yuzden yeni aldigimiz bicakla basparmagimin ucunu hafiften goturdum resmen:) Ama kullanimi sadece bana bagli olmayan esyalarda biraz!!! gecikme olabiliyor... Hatirlarsin hani salona raf almistik IKEA'dan , BUGUN TAKTİK sonunda :)) 8 Mayis 2008'de almisiz!!!! Nasi ama? :))) Hatta onlarla birlikte benim sonradan zaman zaman aldigim bi kac raf daha hallettik :) Ben de pek mutluyum yani bu aksam :)) Ama oglusun mutlulugu gibisi var mi, canim benim, yer de yutarim onu:)) Bu arada kontrol ettim, STUVA'lardan buraya gelmemis, gercekten cok guzeller, cekmeceli olana ayrica bittim...Odasinda yer varsa oyle bir konsept guzel olur gibi...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...