Bodrum'dan Bildiriyoruz!

Cumartesi akşamı Bodrum'a geldik. Şimdilik eksik kadro ile annem, ben ve Demir buradayız. Cuma günü babam, Umut ve Berk gelince kadro tamamlanacak. Hava çok güzel. Akşam üzeri beş buçukta çarşıdaki derece 30'u gösteriyordu. Daha ne kadar böyle devam eder bilmiyorum ama her günü değerlendirmek gerek. Demir İstanbul'da olduğu gibi burada da pek mutlu.

Bodrum maceralarımızdan önce unutmadan İstanbul'daki haftamızın notlarını verelim.

- Pelin (hala), Duygu ve Barış ile beraber Rahmi Koç Müzesi'ne gittik. Bu Demir'in ilk müze ziyaretiydi.  Daha bahçesine girerken ikisi de delirdi. "Aaaaa", "Vuuuu(uçak)", "Aaaba(araba)", "huuf huuf (tren)", "naninani(push back aracı)" diyerek ne yöne gideceklerini şaşırdılar. Çok etkilendikleri belliydi. İlk olarak restorana çevrilmiş Fenerbahçe Vapurunda öğle yemeğimizi yedik ardından öncelikle müzenin açık alanlarını gezdik. Beklentimizin aksine klasik arabalara çok ilgi göstermediler. Sanırım sokakta gördükleri arabalar ile arasındaki farkı çok da algılayabilecek algı düzeyinde değiller henüz. Onun yerine uçak, helikopter gibi günlük hayatta göremedikleri şeyler ile çok daha fazla ilgilendiler. Daha sonra müzeye girdik. En çok eğlendikleri bölüm Dene-Öğren bölümü oldu. Bir çok makine ve motorun kesiti alınmış ve bir düğme ile çalıştırıp çalışma prensibini görebilmeniz sağlanmış. Bizimkiler şimdilik pek prensip ile ilgilenmeseler de bir düğme ile koca koca makineleri çalıştırmaya bayıldılar. Koskoca otomobili , önü cam yapılmış bulaşık makinesini, akü ve bujileri, dvd player ve daha bir yığın makineyi defalarca çalıştırıp izlediler. Günün Barış ve Demir cephesinden iki bomba olayı oldu. Demir tarihi çocuk oyuncakların sergilendiği bölümde bariyerleri aşarak tahta bir bisiklete oturmaya çalıştı. Çığlık kıyamet uzaklaştırdık. Ama gün sonunda tüm İstanbul iskelelerinin maketlerini gezerken bariyerleri aşmaması gerektiğini öğrendiğini çok net belli etti. Barış ise bir yaylı tambur sergisinin önündeki düğmeye devamlı basarak  yaylı tambur sesinde modern bir yorumla dansını yaptı. Neredeyse tüm günü yürüyerek geçiren, arabalarına neredeyse hiç oturmayan Demir ile Barış kültür dolu günlerini Kadıköy Özgürlük parkında saatlerce oynayarak kapattılar. Demir'i çok sevdiği kaydıraklardan, Barış'ı ise top peşinden zorla kopardığımızda hava artık kararmıştı. Günün en acı bölümü fotoğraf makinemizin çalışmaması idi.

- Bol, bol alış veriş yaptık. Bütün gün bizimle sabırla gezdi. Kıyafet seçimlerimize kendi beğenileri ile katkıda bulundu. Halasına seçtiği ayakkabıları zorla giydirdi. Ona defalarca kıyafet denetmemize izin verdi. İç çamaşır reyonlarında abuk subuk modellere "Annenin" diyerek beni rezil etti.

-Demir'e bir kaç kitap aldık. Koyun Russel'a bayıldı. Özellikle hazine avında "Sağa bakmış, sola bakmış, yukarı bakmış, aşağı bakmış... Yok!" Bölümünü tüm vücudu ve tüm benliği ile uygulayarak yapıyor ve sonunda iki elini yana açarak " Doook!" diyor. Herkese tavsiye ederiz, biz ailecek  çok sevdik.  Özellikle ben çizimlerine bayıldım.

Daha bol fotoğraflı Bodrum detaylarını daha sonra bildirelim. Şimdilik aşağıdakiler ile idare edelim.


Özgürce balkonda koşan Demir
Sapına kadar özgürce balkonda koşan Demir :)



Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

5 Response to "Bodrum'dan Bildiriyoruz!"

  1. Başak Çelik 4 Ekim 2010 11:41
    Özellikle müze fotolarını görmeyi çok isterdim :) Bahar'da Çınar'la İstanbul'a yolumuz düşerse, biz de ziyaret edelim Rahmi Koç Müzesi'ni :)

    Hmm, Koyun Russel demek :) Daha önceki kitap tavsiyelerin işimize yaramıştı, bunu da listeye alalım :)

    İyi tatiller!
  2. YesiM 4 Ekim 2010 21:19
    Ne guzel fotograflar yine, tam zamaninda gittiniz Bodrum'a manzaraniz da super!
    Koyun Russel'a bakicam ben de merak ettim :) Haydi iyi tatiller size, opucukler...
  3. Minerva 4 Ekim 2010 21:41
    Müze olayı çok güzeldi. Çocuklar da biz de çok eğlendik ama 1 kare fotoğrafımız bile yok. Ben fotoğraf makinesini unuttum. Evriminki bozuldu falan :( Ama olsun, müze diyince bu iki zibidinin " bak aaba. bak ucak" diye gezmeleri gelecek aklıma.
  4. ElfAna 4 Ekim 2010 23:24
    Bir suru foto destegi pleasehh Bodrum, vah Bodrumm! Benim icin Gumusluk' te bir cay iciverin:)
  5. Evrim 6 Ekim 2010 09:22
    Başak aslında o kadar çok ölümsüzleştirilmesi gereken kare oldu ki orada... Gerçekten fotoğraf makinemizin olmamasına bu kadar yandığım başka bir gün daha yok.

    Yeşim Russel'i gerçekten çok ama çok beğendik. Hatta sadece 2 kitap olmasına üzüldük :) amazonda baktım İngilizceleri var sanırım :))

    Duygu derim ki bunları 8-9 yaşında birer ukala erkek çocuğu olduğunda bir daha götürelim ki deneyleri hakkını vererek yapsınlar. O zaman fotoğraflamak şimdiki gibi renkli olmasa da makineleri unutmadan...

    Elfanam, sen iste bir değil on çay içeyim :)) Dediğin yer Gümüşlük zehir olsa içilir... son posttaki fotolar daha çok senin için :))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...