Demir, Parmaklar, Endişelenmek ve Sevinmek

Demir'in ve benim parmaklarım
(Benimkiler en tombul, onunkiler en ince halinde)
Bazen bloga yazarken -hiç de öyle olmadığım halde- çocuğunu peygamber gibi gören anneler gibi görünmekten gerçekten çekiniyorum. Mesela konuşmada yaşıtlarına göre geri olduğunu, kaba motor gelişiminin şairane olmadığını ancak sağda solda yazılan çizileni yakalayabildiğini gayet net görebiliyor ve çekinmeden söyleyebiliyorum ama hakkını vermem gerekenler konular da oluyor :) Mesela elleri... Demir doğduğundan beri elleri hep marifetliydi. Bana sorarsanız en büyük etken anatomik. Oldukça ince ve uzun parmakları... Kendisi çok tombul olduğu zamanlar bile parmakları beceriksiz, tombul birer köfte gibi durmuyordu.  Erken kalem tuttu, erkenden daireler çizmeye başladı, eline geçeni çabucak taktı söktü, çok kibar -serçe parmak havada- tuttu bisküvisini... Bilmem kaçıncı ayın gelişimine baktığımda "2-3 sayfa çevirebilir" diye okuduğumda şok oldum çünkü Demir bunu yaptığında 8 aylık falandı ve ben hiç üstünde bile durmamıştım... Son zamanlarda ise bilgisayar başında iyice rahat vermiyor bize. Annemin zor kullandığı  laptop üstündeki touchpad'le istediği şeyin üstüne çok rahatlıkla geliyor.  Babasının işe götürdüğünü yada pilinin bittiğini söyleyerek çoğu zaman unutturduğumuz i-pod touch'ı eline geçirirse affetmiyor, tuş kilidini rahatlıkla açıp istediği her şeyi kullanabiliyor. Resimlerin arasında parmaklarını ahenkle kullanarak gezebiliyor. Aletin benim elimde çok daha eğreti durduğunu söyleyebilirim.  Ona vermemek için başlarda çok direndik ama bizim elimizde gördüğünde atmaca gibi başımıza üşüşüyordu. Biz de sadece O yokken kullanacak kadar özenli olamadık. Hatta bazen yolculuklarda sıkıştığımızda oyalamak için bile kullandık. O da çok ilgili olunca şimdi direnmek çok daha zor.  Bodrum'a getirmedim. İki hafta hiç görmemesi bir şeyi değiştirecek mi merak ediyorum.

Paper Toss oyun ekranı
Ama kimde i-phone görse istiyor. Mesela geçtiğimiz günlerde Zeynep, Çağlar ve Arda ile buluştuğumuzda atladı masada gördüğü i-phone'a. Direnemedik fazla, verdik. Çağlar bir kaç oyun gösterdi. Çok çok acemice oynadı, hasbelkader de olsa skorlarını kaydetti, biten oyununu yeniden başlattı...  Çağlar en son "Paper Toss" denilenen oyunu açtı, bir iki gösterdi.  Kağıttan buruşturularak yapılmış topu çöp kovasına atmaya çalışıyorsunuz. Hiç kaçırmadan üst üste basket attığınızda skorunuz ilerliyor, ıskaladığınız an sıfırlanıyor. Baktık oyalanıyor sesimizi çıkarmadık. Bir kaç dakika sonra  kendini alkışlamaya başladı. Baktık basket atmış. Sonra ara ara alkışladı ve kendini alkışlattı. Bir müddet sonra üst üste kaçırmadan 3 sayı yapınca Çağlar "Skorumu geçme sakın" diye espri yapmaya başladı :) Bilgisayar başından kalkmayan bir sanal oyun çocuğu olması isteyeceğim en son şeylerden birisi olduğu için bu kadar hevesli olmasına endişelendim.  Ama sonradan düşününce çok yaklaşmış olsada henüz iki yaşını bile doldurmamış bir çocuğun nasıl olsa yapamaz diye öylesine gösterilmiş bir oyunun amacını anlamış olmasının, bir amaç için uğraşmasının, başarmasının ve başardığını anlayıp taktir beklemiş olmasının aslında pozitif tarafları da olduğuna karar verdim. Ama ne yapacağız da bu çocuğun  sanal alem sapığı olmasını engelleyeceğiz diye de hala düşünmekteyim.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bodrum fotoğrafı bekleyenleri üzmeyelim

Devasa kaydıraktan ısrarla kaymak istese de şimdilik kolumun  uzandığı yer ile idare etmek zorunda
Ait olduğu yerde çocuk havuzunda
Anne kontrolünde büyük havuzunda



Yüzmek komik geldi beyimize











Ne ile uğraştığını hatırlamıyorum ama dudaklara bakılırsa kesin bir şey yapmaya çalışıyor






Kedi aşkı


Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş





7 Response to "Demir, Parmaklar, Endişelenmek ve Sevinmek"

  1. Hülyanın Tunası 6 Ekim 2010 06:38
    bizimkilerin sadece topaçlığı değil başka özelliklerid e ebzniypr desene. tuna da bir sürü konuda geriden giden bir çocuk ama el becerisi ve problem çözme yeteneği benden falan çok daha iyi.
    bir de bizim baba der ki, pc oyunları taktiksel düşünme yeteneğini artırımış. katılıyorum zaten .çoğu pc oyununda çok hızlı düşünüp hareket etemk gerekiyor ve bu açıdan zararlı bulmuyorum. sorun bence bi çocuğun sadece pc oyunu oynaması, sadece tv izlemesi. spor aktivitesi yapıyorsa, sokağa çıkıp koşturuyorsa azıcık tv ya da pc'nin zararı olmaz dşye düşünüyorum ilerde de. tabi en önemli mesele bunu sınırlandırabilmekte
    (kelime doğrulatmayı kaldıramadın gitti :P)
  2. Evrim 6 Ekim 2010 09:39
    Senin ilk okuduğum yazında Tuna'dan "Temkinlilik kralı" diye bahsettiğinde ben notumu vermiştim zaten. Tamam dedim bu bizimkinden :))

    İşte tüm mesele dengeyi kurdurmakta. O kadar renkli ve çekici ki bu meretler başından almak ve dengeyi kurdurmak gerçekten zor. Yoksa dediğin gibi atlayıp zıplayıp, iki kitap okuyup, üstüne biraz da bunu yaptırabilirsen pek ala :)) Bizin sıpa da biraz "ya hep ya hiç" kıvamında yaşıyor.

    kelime doğrulatma benim için aslında:) O kadar hatalı yazıyorum ki devamlı yazıştıklarım "Evrim'in yazdıklarını anlama" gibi bir yetenek geliştirdiler :))
  3. YILDIZ 6 Ekim 2010 10:57
    Merhabalar,oğlumun adaşını görünce adaş blogdaş ilan ettim sizi.Gerçi biz daha gün sayıyoruz oğlumuz gelecek diye ama ismini o daha ortalıklarda yokken koymuştuk biz.

    Zevkle okudum yazdıklarınızı ve hayal ettim bizim Demir neler yapacak diye:))

    Sevgiler...
  4. Tibetin annesi 6 Ekim 2010 12:45
    Tibet'te göz açıp kapayıncaya kadar telefon oyunları ustası kesildi başımıza. o da 1.5 yaş civarı bir bilgisayarın oyunlarına girip, açabilecek kıvamdaydı. korkup uzaklaştırdım ama telefonlardan uzak tutamıyorum haliyle. belki de dediğin gibi faydası dokunacağını düşünerek rahatlamalıyım :)
  5. ElfAna 6 Ekim 2010 21:04
    Anlat sen. Cocugunun anilari bunlar. Km nasil anlarsa anlasin. Fotolar icin tesekkurler:) OPrum.
  6. Evrim 6 Ekim 2010 22:46
    Çok memnun oldum Yıldız. Oğlumun adaşının maceralarını heyecanla bekliyoruz :)

    Tibet'te hızlılardanmış :) Dediğin doğru gerçekten telefonlardan uzak tutmak neredeyse imkansız. Onlar da mübarek hepsi birer bilgisayar...

    Açıklama gereği hissede hissede de olsa anlatıyorum da salmak lazım biraz isteyen istediğini düşünsün. Doğru diyosun...
  7. Başak Çelik 8 Ekim 2010 10:06
    Hmm, bence de içinden nasıl geliyorsa öyle yazmalısın! Boşver :) Hem biz keyifle okuyoruz!

    Gerçekten her çocuğun farklı bir meziyeti var ve bu ayrım en güzel 1.5-2 yaş arası ortaya çıkıyor gibi. Bayılıyorum Demir'in el becerileriyle ilgili şeyleri okumaya, kocaman bravo diyorum her seferinde!

    Bir de, o nasıl güzel bir çouk allahım! Havuzdaki pozlara yumulmak istedim!

    NOT: I-phone, bilgisayar oyunu konusunda son yazdığına katılıyorum. İpin ucunu kaçırmamak lazım, ama, zaman zaman bir aferin çocuğun başka şeylerde de ilerlemesine yardmcı olur bence :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...