Elvada Bilooom...

Televizyon yok bizim evimizde. Daha doğrusu televizyon var da televizyon yayını yok. Ama bilgisayar var! Hani bazıları izlemese de açar ya televizyonu evde bir ses, bir nefes olsun diye. İşte o hesap hep başında olmasam bile genelde açık benim laptopum. Hele bir de şimdi uzaklarda olunca bir dostu görme ihtimali için açık bazen, yaşamasak da Türkiye'den bir haberi okumak için açık bazen... Bloga yazmak için, sosyal paylaşım ağlarından birinde laflamak için, çektiğimiz fotoğraflar ile elleşmek için, banka işlemleri için, alışveriş yapmak için, yemek tarifi bakmak için... Bazen de Berk'e "gelirken bir ekmek kap" demek için... Genelde açık işte! Yazsam kim bilir daha neler, neler çıkar. Kısacası doğruluğu kesinlikle tartışılır ama önemli bir yeri var hayatımda.

Bu konuda dört beş ay öncesine kadar Demir ile ilgili büyük bir sorun yaşamıyorduk. Tabi ki çok daha öncesinden beri bazen rahat vermiyordu. Başına kendisi geçmek istiyordu. Müdahale ediyordu. Ama ona bıraktığımda da biraz tuşlara basıyor, bir miktar ekrana bakıp sıkılıyordu. En fazla çektiğimiz resimlere bakıyorduk birlikte. Sonra ben de mesajı alıp bırakıyordum birlikte başka bir şeyler yapıyorduk. Ama çok da arada laflayarak o yanımda oyuncakları ile oynamış, ben de laptopumla takılmışımdır. Ama durum şimdi tamamen değişti ben kalkar kalkmaz başına oturmaya başladı ve kurcalamaya. Fırsat bildi mutfağa gitmemi, lavaboya gitmemi, kısacası popomu kaldırmamı işte...

Önce touch pad üzerinden mouse'u istediği yere götürebilmeye ve bazı programlara kendince isimler vermeye başladı. Paint "mami moo" iTunes "nay nay" oldu. Klavyeden benim hayatta kullanmadığım Windows başlat tuşuna basarak menüyü açıp istediği programı açmamızı ister oldu. Tıklayamıyordu henüz. Tıklamayı da keşfedince tam oldu! Ben göstermedim zaten benim gibi de kullanmıyor. Ben sol tıkı kullanırım o seri şekilde touch pade tıklamayı... Başına oturup kullanmayı öğretecek kadar da delirmedim zaten. Ayrıca öğretmede o kadar başarılı olsam çişini söylemeyi öğretirim en başta :) Televizyon için en büyük eleştiri çocuğun çok fazla edilgen kalışıdır ya burada da çok edilgen görünmüyordu :) Ben de televizyondan daha az zararlıdır diye düşünerek başından kalktığımda çoğu zaman internet bağlantısını kapatarak 5-10 dk oturmasına izin verdim.

Tıklamayı keşfedince bizimki tabi fütursuzca tıklamaya başladı ve bu aralarda tesadüfen keşfettiği şeyleri yol belleyip uygular oldu. Bir gün MSN' de Gezenzi'nin reklamını tıkladı ve sitesine gitti. Sağ üstte bir reklam videosu var onu tıkladı ve bayıldı. Bir daha yine Başlat menüsü - MSN - Reklama Tık - Web Sayfasına git- Reklam videosuna Tık yolunu izleyerek bu reklamı bulur oldu. Daha mutfağa girerken reklamın sesini duyar oldum.

Başından kalkarken kapatmayıp açık bıraktığım programlar üzerinden deneme yanılma yolu ile keşfederek bize çok saçma gelecek şekilde dosyalara ulaşma yolları buldu ve programların ikonlarını öğrendi. Mesela video açmak istediğinde başlat menüsünden Windows Movie Maker programını açıyor. Oradan video ya da resim ekle tuşunu tıklayınca otomatik olarak en son açtığım ve neredeyse tüm videolarımın olduğu dosya açılıyor. Tıklayarak dosyayı açıyor. Aaah bu tık! Yanlamasına üçgenin "play" tuşu olduğunu anneme öğretemedik ama Demir biliyor ve tıklayıp videosunu izliyor. Film yapma programı olduğu için her açtığı video ucuca ekleniyor tabi :) Sonra yukarıdaki animasyon tuşlarına rastgele basıp görüntü ile oynuyor. Alın size bir örnek; üç videoyu açmış, her birine ayrı bir animasyon koymuş. Ben sadece gereğinden fazla uzun olmasın diye üç videonun belli kısımlarını aldım ve kaydettim.

Neden anlattım peki bunları. Aslında bağlantılar kurabilmesi, 5-6 basamak şeyi hatırlayıp yapabilmesinin hoşuma giden tarafları yok mu derseniz var ama genel olarak dertliyim aslında. Bilgisayar yani onun değişi ile biloom ona o kadar renkli geliyor ki herhangi bir oyuncak veya oyun teklifim ona cazip gelmiyor. Büyüleniyor. Büyülendi... Ben de bu yüzden artık evde bir ses bir nefes olsun diye diye bilgisayarı açık bırakmama kararı aldım. Gündüz uyuduğu saatler (evet şu an uyuyor :) ) dışında ortada olmayacak bu laptop ve akşam da yattıktan sonra çıkacak. Benim için bu gerçekten büyük karar. O yüzden hemen yazamadım bu yazıyı. Gerçekten kendimi denemem gerekiyordu. Bir süredir deniyorum olacak gibi. Kısacası bu yazı biraz da veda yazısı...

O yüzden arkadaşlar maille iletişim kuralım. Demir yattıktan sonra dönerim size . BA-BAAAY!

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

4 Response to "Elvada Bilooom..."

  1. Buse 27 Kasım 2010 16:04
    Bu devirde tv bağımlısı olmayan azınlıktansınız demek sizde :) Ama tv olmayınca da bilgisayarın fazlasıyla önemli bir yer edindiği azınlıktansınız da demek oluyor bu bazen. En azından bizim evde durum bu. Ben de bir kaç haftadır bilgisayarı ortada hiç bulundurmamaya başladım. Benim minik eksikliğini hissediyor gibi değil şimdilik. Sevgilerimle.
  2. KUZEY TAN 27 Kasım 2010 23:06
    Çok güzel olmuş yazın. bu endişeler hepimizde oluyor. Sınırları bulmak gerekli. Bunun da kitabı olmaz ki. Her çocuk farklı. Ben de cep telofonumda videolarını kendi bulup açıp izlemesine izin veriyorum. Arada sınırı kaçırdım mı diyorum.
    Bu arada video çalışması çok güzel
  3. C.K. 28 Kasım 2010 13:52
    Bence artık bu devirde zaten televizyonun yerini aldı bilgisayar. Yani teknolojik açıdan değil, alışkanlıklar açısından. Birkaç sene önce farketmiştim, eve gelir gelmez bilgisayarı açtığımızı ve ne hikmetse bütün arkadaşlarımızın online olduğunu. Yani öyle yada böyle, bilgisayar zaten deniz derya, bir de içinde bu kadar sosyalleşme imkanı (messenger'lar,bloglar, facebooklar, twitterlar, vs) olunca, insanı içine çekiyor işte bu meret. Sonucunda da evde ne kadar kelle, o kadar laptop.. Yawrular da o yolu görecek, o yolda ilerleyecek. İyi mi kötü mü zaman karar verecek.
  4. Evrim 29 Kasım 2010 22:09
    Buse, Demir de ortalıklarda görmeyince lafını etmedi :) Bu kadarını beklemiyordum gerçekten. O kadar da esiri olmamış demek ki. Ama bir kez gizli saklı girmeye çalışırken enselendim. Görünce affetmedi :)

    Kuzeytan, şu sınırları belirleme ve uygulama derdi olmasa ne kolay olurdu zaten çocuk yetiştirmek değil mi? :) Denge ve sınır işin en zor kısmı herhalde :(

    Sevgili C.K. ( Calvin Klein :P) haklısın, zaten bu kadar deniz derya olup biz yetişkinleri bile esir alıyorsa iki yaş ve civarı çocuğa neler yapmaz diye düşünmek beni korkuttu. Hadi biz küçükken yoktu bu meret de top oynadık acıktık :) Bizimkiler ne yapacak? Hani eminim bize göre çok daha üstün yanları olacak ama kesin bir şeyler de kaçacak, eksik kalacak bu gidişle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...