Hastalıkta ve Sağlıkta - Gıda, Kozmetik ve İlaçlar

İki yaşını devirdi Demir. Daha doğru düzgün hastalık nedir bilmiyoruz. Sadece iki kez çevredeki bebeklerden kaptığımız ve hiç ilaç kullanmadan atlattığımız önemsiz rahatsızlığımız oldu. Şöyle söyleyeyim antibiyotiği geçtim ateş düşürücü bile almadı şimdiye kadar. Hani git eczaneden bebek için ateş düşürücü al deseler isim bilmiyorum. Bu yaş grubu için olanı şurup mudur, fitil midir onu bile bilmem. Hap olamaz herhalde... Bunun yanı sıra daha neler almadı ki! Fitiller var arkadaşlarımdan gördüğüm, küçükken kabız olduğunda veriliyor (onun da adını bilmem) ondan da almadı mesela. Öksürük şurubu da almadı. Daha doğar doğmaz başlanan D vitaminini de daha sonradan bir çok doktorun verdiği bir takım vitaminleri de almadı. Hatta ve hatta hiç aşı olmadı diyemem ama sanırım daha bebeklerin ilk üç ayında tamamladığı aşıları henüz tamam değil. Rota ve verem hiç olmadı. Karma 2. aşıda, hepatit doğar doğmaz inisiyatifimiz dışında hastanede yapılan ile kaldı.


Sadece ilaçlar değil kozmetik de uzak oldu bizden. Bebek şampuanı nedir bilmiyor mesela. Hep zeytinyağlı sabunla yıkandı, yıkanıyor. Doğduğunda aldığım pişik kremi daha eksilmedi desem yeridir. Doktorumuz benim dediğim gibi beslenirseniz pişik olmaz dediğinde içimden gülmüştüm. Şimdi acaba mı diyorum. Emin olamam, bilmiyorum. Ama pişik de olmadık. Önlem için de sürmedim ben. Çünkü doktorumuz sürme dedi :) Poposunu silmek için ıslak mendil değil pamuk kullanıyorum hala. Su ile fırçalıyoruz dişlerimizi. Aradım taradım içinde Sodyum florür ve Sodyum Lauryl Sülfat (SLS) olmayan organik bebek macunu buldum ama doktorumuz o maddeler olmasa bile doğal olmayan bir yığın şey olduğunu üç yaşına kadar beklememizi söylediği için o konuda da bekliyoruz. Bebek losyonu kullanmadığımızı söylememe gerek yok her halde :)Doğmadan önce bir heves aldığımı da makyaj temizleyici olarak kullanıyorum. Bir tek bitkisel bir yağ karışımı var arada bir yerlerini kurmuş görürsem sürüyorum. Ama şişe iki yılda yarılanmadı öyle diyeyim :)

Hani hasta olmadı dedim ya çok mu koruyorsun derseniz. Geçen baktım iki yaşındaki çocuğun topukları ve parmak uçları sertleşmiş :) Yalın ayak geziyor yani... Nurturia'da "Yatarken çorap giydirmeli miyim?" diye bir soru gördüm. Şaşırdım. Yatarken mi? :)) Annemin tabiri ile deveci gibi geziyor bizimki. Üstü derseniz bu gün 23 dereceydi evin içi ve sadece body ile idi. Yün yelekler hep giyilmeden küçüldü. Dışarıda da çok sıkı giydirmiyorum. Ben nasılsam öyle. Kuş kanadından yel alır demedim. Hatta kan dolaşımları bizden daha hızlı olduğu için daha çabuk terleyebileceklerini düşünerek hareket ettim. Üşümesinden değil terlemesinden korktum.

Nereden mi alıyorum bu cesareti. Aşılar ve ilaçlar konusunda doktorumuzdan, kıyafet konusunda hem doktorumuzdan hem buradaki -yani Belçika'daki- annelerden ve genel olarak tabi ki Demir'in doğru dürüst hasta olmamasından yani biraz da belki cahil cesareti diyebiliriz :)

Anne sütünün koruduğundan ve bırakınca dağılacağımızdan korkmuştum. Üç ay oluyor bir şey olmadı bakalım. Şimdi kreşe başladık. Daha iki kere gitti. Bir şey söylemek için çok erken. O yüzden şimdilik kreşten korkuyoruz diyelim :) Ama doktorumuz doğru yaşamaya devam edersek bundan da korkmamız gerektiğini söylüyor. Etraftaki mikrop çokluğundan çok senin bağışıklık sistemini nasıl tuttuğun önemli diyor.

Artık özellikle beslenme konusunda doktorumuzun dediklerini epey deler olduk. Vücudumuz ancak hafta bir gün kötü beslenmeyi tolere edebilir deyince saldık ipleri iki de oluyor belki fazlası da... Ama yine de "Ya hep ya hiç yapmayın, uyabildiğiniz kadar uyun " lafını unutmuyor ve nasılsa saldık deyip ipin ucunu tamamen hiç bırakmıyoruz.

Şimdilik elimizden geldiği kadar doğal yaşayarak ilaçtaki, yiyecekteki, kozmetikteki katkı ve koruyucu maddelerinden uzak duruyoruz. Bunu hiç bir şey için değilse bile en azından sadece üç yaşına kadar açılan yeni nöronlarımız için yapıyoruz :)) İlaç, kozmetik ve gıdayı özellikle yan yana kullanıyorum. Çünkü gıdaya delicesine dikkat edip ilaç konusunu umursamayan çok anne görüyorum. Hele kozmetik hiç önemsenmiyor. Birine dikkat edip diğerini bırakmak bana çok anlamsız geliyor. 

Ama bunların hepsi bir yana bedeninden çok ruhunun iyi beslenmesinin, tüm koruyucu ve katkı maddelerinden korunmasının en önemlisi olduğunu düşünüyorum :)


Son olarak yanlış anlaşılmamak için mutlaka söylemek istiyorum. Tabi ki gerekirse ilaç kullanılır. Aksini iddia etmek cahillikten başka bir şey olamaz. Benim itirazım boğaz kültürü alınmadan verilen antibiyotiğe ya da bir çok doktorun üç gün boyunca 39 derecenin altına inmezse verin dediği halde hemen verilen ateş düşürücüye... Yoksa fayda zarar analizi yapılır zarar daha büyük ise ilaç ile birlikte koruyucu maddeler de afiyet ile bünyeye alınır :))

Bu da gerçekten son not :) Havale geçirir korkusu ile veriliyor ya bu ateş düşürücüler. Ateşimiz çıkmasa bile ben de sordum doktorumuza :) Havale genetik bir rahatsızlıkmış ve ani ateş yükselmeleri ile tetiklenirmiş. Eğer bu rahatsızlığınız yoksa 42 derecede bile geçirmezken varsa birden 36 dereceden 38 dereceye çıktığında bile geçirebilirmişsiniz. O yüzden çocuğunuzun vücudunun mikroplar ile savaşmasına izin verin diyor. 


!!! Yazı içerisinde de yer yer söylediğim gibi ben sadece doktorumun söylediklerini yapıyorum. İnandığım, güvendiğim doktoru buldum ve onu dinliyorum. Lütfen özellikle ilaçlar konusunda hiç bir okuduğunuzun etkisi ile doktorunuzun söylediklerinin dışına çıkmayınız. Ben de öyle yapıyorum. Ama isterseniz doktorunuzu değiştirebilirsiniz :) !!!

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

8 Response to "Hastalıkta ve Sağlıkta - Gıda, Kozmetik ve İlaçlar"

  1. Bezen Hindistan 12 Kasım 2010 16:19
    pisik icin nasil beslenmeniz gerektigini soylemisti doktorunuz sorabilir miyim? kizim 3 oldu, hala cok pisik oluyor, merak ettim.
    sevgiler
  2. DeryAze 12 Kasım 2010 19:56
    maşallah maşallah :))))
  3. Evrim 13 Kasım 2010 10:40
    Bezen,

    Doktorumuzun özellikle pişik için tavsiye ettiği bir beslenme şekli yok. Önerdiği genel beslenme ve yaşam şeklini takip ettiğimizde hastalık gibi pişiğin de uzak olacağını söylemişti. Baştan söyleyeyim yazıda da söylediğim gibi emin olamam ama biz tavsiye ettiğine yakın yaşayarak hiç bir problem yaşamadık. Ama sebebi budur demek büyük iddia olur. Genel hatları ile sebze ağırlıklı beslenmeyi tavsiye ediyor. Sebzelerin market sebzeleri olmamasını öneriyor. Yağ olarak zeytinyağ kullanmamızı söylüyor. Et olarak çok fazla ilaç verilen dana eti yerine kuzu etini tercih edin diyor. Peynir de de aynı şekilde küçük baş hayvana daha az el atıldığı için keçi peynirini tercih ediyoruz. Tavuk etinin doğalını bulursanız verin bulamıyorsanız çok da önemli değil diyor. Kalsiyum kaynağınız süt değil yoğurt ve sebzeler olsun diyor. Ama içine mısır şekeri/nişastası katıldığı için hazır yoğurtları önermiyor. Genel hatları ile böyle... Ama çocuğunuzun ekstra hassas cildi olabilir, atopik cildi olabilir, daha bir yığın sebep olur. Mutlaka uzmanına danışın derim. Sevgiler...
  4. Evrim 13 Kasım 2010 10:40
    Deryaze sağol, sağol, sağol.... :))
  5. Berceste 22 Kasım 2010 00:55
    Nihayet benden birisini daha okuyorum :) Ozellikle zeytinyagi sabunu konusunda oh dedim :) O igrenc seylerden aldim, almadim degil ama ilk kullanistan sonra icime sinmedi ve kullanmiyoruz! Sampuan yerine sac kopugu kullaniyoruz itiraf edeyim, annemin zoruyla desem, bir de bizimkinde banyo korkusu olustu nedense, sabunlamaya izin vermiyor :((( Onun disinda uc asagi, bes yukari ayni durumdayiz, sizin kadar olmasa da, istisnalar olsa da :)

    Bezen, bir defasinda bizimkinde inanilmaz bir sahne ile karsilastim. Kipkirmizi ama ciger gibi olmustu garibim. Meger yedigi yumurta, muz, birsey alerji yapmis! Biraz narin bizim kucuk hanim alerjik seylere karsi. Bol su dedi doktor. Bepanthen krem ve bol su. Idrardaki asitleri seyreltiyormus. Aklinda olsun. Bir de orada var mi bilmiyorum ama Sudocream super! Son zamanlarda 1 kutuyu 3 ay kullanir hale geldik...
  6. Evrim 23 Kasım 2010 14:51
    Berceste Demir de bir dönem sabun daha kafasına değince huysuzlanmaya başlamıştı. Geçti şimdi. Saçları da zeytinyağlı sabun ile yıkamaya devam ediyoruz bakalım :) Bu arada bilmem alakası var mı ama Demir de konağın K si bile olmadı.

    Bu arada pişik için doktorunuzun çişi seyrelttiği için bol su içirin açıklaması da çok mantıklı. Sevdim :))
  7. Adsız 2 Haziran 2011 15:01
    Evrim Hanım doktorunuzu öğrenebilirmiyim mümkünse.Süper tam istediğim gibi bir doktor.Doğal tavuk bulamıyorsak vermeyin mi diyor? yoksa markette satılanlar oluyor mu?sebze meyve için nereyi öneriyor acaba? teşekkür ederim
    sevgiler
  8. Evrim 5 Haziran 2011 20:09
    Merhaba,

    Doktorumuzun adı Hülya Sonugür. Markette satılan tavukları önermiyor. Şimdilerde sanırım sadece migroslarda organik tavuk satılıyor. Ya da bir eşiniz dostunuz varsa köyden salma gezinen tavuk bulabiliyorsamız verebilirsiniz yoksa vermeyin çok da önemli değil diyor. Sebze meyve için semt pazarlarını öneriyor
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...