İki Yaşın Getirdikleri, Götürdükleri ve Ba -Baaay Aşkı

  • Birden tamamen kendi kendine yiyebilen bir çocuk oldu. Çatalla, elle, kaşıkla... Katı, sıvı fark etmeden... Eskiden de az-çok yerdi ama kaşıklamada biraz problemi vardı. Bazı yiyeceklerde yardımcı olmam gerekiyordu. Bir de "Yapabiliyorum işte! Hadi tamam, sen yedir" hallerindeydi. Yani kendini doyurmanın sorumluluğunu alarak yapmıyordu. Şimdi yedirmeme yada yardım etmeme bile izin vermiyor çoğu zaman.

  • Peynir yemezdi. Hile hurda ile omlet ve tost içine koyarak yediriyordum. Bir gün salataya ince uzun uzun hellim peyniri doğradım. O gün bu gündür ısıra ısıra peynir yiyor. Hellim ile başladık, gouda, mozerella, kaşar derken hepsini ısıra ısıra lopur lopur yer oldu.

  • Gece sabaha kadar kalkmadan uyur oldu. Hani son aylarda hic kalkmadığı günlerin sayısı giderek artmıştı ama akşam yatağa giderken gece nasıl uyuyacağım tamamen kumardı. Bir bilinmeze yatıyordum :) Şimdi susamazssa kalkmayacağını bilerek huzurla yatıyorum. Ayrıca uzun zamandır yatıyor ve uyuyor. Hani pışpış yok, herhangi bir yardımcı müdahale yok. Sadece uyuyana kadar yanında kalmamı istiyor. Zaten ben de istiyorum. Merak ederim :)

  • Uyku demişken... Bazen öğle uykularını yapmıyor ve bu sayı giderek artıyor. İlk yapmadığında akşam 7'de bayılarak uyumuştu. Ama giderek onu da uzattı. En son cuma günü öğle uykusunu yapmadığında akşam 9:30'da zorla uyuttuk. 14,5 saat uyanık kaldı! Ertesi sabah için "Leş gibi uyur bu. Oooh!" dedim ve yine içinde saat varmış gibi 7'de kalktı. Gündüz uyursa da makul saatler içinde uyumuş olsa bile ( mesela 1:30-3:00 gibi) akşam 10:30'dan önce uyutamaz olduk. Hangisi daha kötü karar veremedim.

  • Oyun oynama şekli gelişti. Minik minik oyunlar kuruyordu ama şimdi mesela tren raylarını kurup, ağaçları ve diğer aksesuarları yerleştirip daha zengin oyunlar kuruyor. Tren vagonlarına "Addam Otuuy" diyerek figürleri yerleştiriyor. Ama gelin görün ki poposu ile dağları devirdiği ve zaten çok da düzgün kuramadığı için yolu dağılırsa, adamları vagondan düşerse yıkılıyor resmen. İki yaş da bu demek galiba! Yapabildikleri onu kesmiyor ama yapamadıkları ise onu delirtiyor.

  • Konuşması hareketlendi. Sanırım çocuklar ana olarak iki şekilde öğreniyorlar kimisi önce kalıp olarak öğrenip daha sonra onu parçalıyor kimisi de parçadan yerli imalat ile bütüne gidiyor. Yani tümdengelim yada tümevarım... Bizimkisi tümevarımcılardan :) Galiba bu yolu seçenlerin konuşma ve ekleri kullanma zamanı biraz daha geç oluyor. Demir şimdilik "bu" kelimesi üstünden ekleri çalışıyor. Bunu, buna, bundan... Hala minimum kelime ile idare etmeye çalışıyor. Özellikle öğrendiği fiilleri kendi mantığı (!) ile bir kaç yerde kullanıyor. Hani sanki "bunu öğrendim , bu öğrendiğimi sonuna kadar kullansam" diyor. Atmak, bitmek ve açmak fiillerini o kadar çok yerde kullanıyor ki... Ama hepsinin içinde bir mantığı var. Gerçekten :) Oturmak fiilini öğrenmek yaptığı en boş yatırımdı :) Gerçek yeri dışında bir yere koyamadı çünkü :)) Bir de mandalinası bittiğinde mandalina diyebildiği ve iki kelimeyi de yan yana koyabildiği halde sadece "bitti!" demeyi tercih ederdi. Şimdi mutlaka "Mandima bitti" diyor. Galiba öğrendikçe tembelliği de azalıyor. Ayrıca sıfatlar girdi hayatımıza. Büyüğü küçüğü -artık çetele tutmuyorum ama- epeydir ayırırken büyüğe ellerini havaya kaldırarak "Ooooo", küçüğe ise ellerini ortada kavuşturarak en sevimli sesi ile ""iiiy" derdi. Şimdi her şeyi "Büyüü" ve küçük için hala "iiiy" ile sınıflandırıyor. Hatta bu gün ilk defa gördüğü siyah bir limuzini göstererek "büyüü siyaa ayabaa" ile ikili tanımlama yaptı :)

  • Çok uzun süre önce başlayan "ba-baay" aşkımız hala tam gaz devam ediyor. Demir canlı cansız her şey ile vedalaşıyor, her şey ile... Bazen çok güldürüyor beni. İşte Bazı durumlar;

  •                  Duşta köpürttüğü duvarı durularken köpüklere BA-BAAY!!!
                     Yolda oynadığı sopa, taş ve benzeri şeyleri bırakırken BA-BAAY!!!
                     Çıktığı mağazalara, binalara, parka BA-BAAY!!!
                     Tuvalette sifonu çekerken çişe, kakaya BA-BAAY!!!
                     İndiği trene, otobüse BA-BAAY!!!
                     Kitap, oyuncak gibi şeylerle oynaması bitip toplarken BA-BAAY!!!
                     Yolda incelediği karınca, hamam böceği ve bütün börtü böceğe BA-BAAY!!!
                     Çöpe attığı mandalina kabuklarına BA-BAAY!!!
                     Uyumadan önce odasına BA-BAAY!!!

    Bunlarda sonbaharı ucundan yakaladığımız bu günkü yürüyüşümüzden...
    Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

    6 Response to "İki Yaşın Getirdikleri, Götürdükleri ve Ba -Baaay Aşkı"

    1. KUZEY TAN 21 Kasım 2010 23:44
      Çok güzel anlatmışsın. ellerine sağlık.
      bu çocuklar kurulmuş gibi hep aynı şeyleri aynı şekilde yapıyor:))
    2. Berceste 22 Kasım 2010 00:43
      Bizim kizi anlatmissin :) Biz bu hafta cumle kurma ve konusma isini cozduk gibi. 22. aya 1 hafta kala! Bizimki de tumevarimci cikti. Iyice ogrenmedikce de agzindan cikartmadi kelimeleri! Simdi olmadik laflar edip, bizi dumur etmeye basladi bile. Dis kabini yirttigi(ki hic yapmaz, buna yapmis) bir DVD'nin icinde ne vardi acaba bunda dedik. Bizimki masi masi diyor. Icini bir actim, Maisy! Aylardir o DVD'yi gormedi bile, disindan icini nereden hatirliyor!!!! Suya goturup susuz getirecek bizi yandik!
      Uyku konusunda, kesinlikle gunduz uyumali, yoksa canima okuyor! Icindeki saat sabaha kurulu ve yatmamaya programli ama uyku duzeni sasarsa berbat oluyor. Agliyor, kriz yasatiyor resmen, taze yasadik bunlari, bir daha gunduz uykusu uyumadan asla dedik!
      Bu arada nice senelere :)
    3. Hülyanın Tunası 22 Kasım 2010 07:07
      ay oyun sırasında bir şeyi beceremeyip ortalığı dağıtma işi bizde de var. uzmanlar der ki "gel evlat sana yardım edeyim, birlikte yapalım vs vs "diyin. ama o an volüm öyle bir artıyor ki asla ve kat'a beni duymuyor. bazen sırf beni denemek için "yapamıyormuş gib" yapıyor. istiyor ki mesela ben de oyuna dahil olayım. çok acayip bu 2li yaşlar.
      haa eğer çok arıza yapası var da ondan mızıklıyorsa "güzelce oyna, vurmadan dağıtmadan. yoksa bu oyuncak cezalanır, çöpe atarız" diyorum. birden bire sakinleşiyor ortalık. uzmanlar kusura bakmasın :)
      imza: bir disiplin yöntemi olarak tehditi benimsemiş bir anne :)
    4. umut 22 Kasım 2010 11:42
      Ohh, kreş durumlarından sonra iyi geldi vallahi bu yazdıkların. Ama yine de bekliyoruz oradaki gelişmeleri.

      not: babay aşkı ne kadar sevimli dursa da bir obsesyon kokusu gelmiyor da değil.

      not2: Hülya Hanım, yapmayın etmeyin.
    5. Evrim 23 Kasım 2010 14:44
      Kuzeytan, çok teşekkür ederim ve çok haklısın iki aşağı iki yukarı hep aynı yollardan geçiyor bu kuzular :)

      Berceste, neleri kafalarına yazdıkları ve dikkatleri bazen hayrete düşürüyor beni. Mesela bir kaç örnek; pizza bıçağını hep eşim kullanırmış (sebebini bilmiyorum :)) Demir makineyi yerleştirirken gördüğü bıçağa "baba baba kes kes" değince fark ettik durumu. Yine bulaşık makinesini yerleştirirken bardakları anne baba diye ayırıyor. Evet tercih ettiğimiz bardaklar farklı ve bunu gözlemlemiş :) Bu da son buzdolabı magneti var üzerinde Jack Daniel's amblemi olan. Bizimki almış onu eline bana "baba giy" diyor. Üzerinde bu amblemi taşıyan t-shirt'ü var da :) Bu liste uzar gider... :ok dikkatliler çoook...

      Hülya, nev-i şahsına münhasır anne :)) Ben konu ile alakasız tehdit ya da ceza ne dersen karşıyım ama birebir konu ile ilgili şeyleri kullanmak mubah gibi geliyor bana. Bir anne olarak yaptıklarının sonuçlarına katlanmayı da öğretmek görevimiz değil mi sonuçta :P Ben de hani -çöpe atma kısmı olmadan :)- benzer yöntemlere başvurmadım değil hani :)

      Umut efendi, yüreğimi pır pır ettirdin. Ya bu kim obsesyon kokusu falan diyo dedim. sonra baktım dayımızmış "oooh dedim bu havadan nem kapar zaten" diye :)) Yahu neden olaya sosyalleşmenin en basit göstergesi olan el sallamayı bu kadar içten yaptığı için sosyal çocuk olacak bu diye kasmıyorsun kendini de hep olumsuz hep olumsuz ya :))) Bir de ben bunu da minimum kelime kullanma cabası olarak görüyorum. Hoşça kal, iyi geceler, sonra görüşürüz, gitti, bitti vb hepsi yerine ba-baay işte :) Bu kadar basit :))
    6. Hülyanın Tunası 27 Kasım 2010 09:25
      umut kardeşin miydi? bana yapma etme diyen. çocuğu var mı kendisinin? yok sanırım :)
      umut bey umutt bey davulun sesi diyorum, zaktan diyorum. anlarsınız siz
    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...