No, Noo, Nooo Şiiişt...

Benim kursumun başlaması ile birlikte Demir de kreşe başladı. Haftada üç gün üçer saat... Belçika'nın resmi tatili, bizim bayramımız derken henüz sadece dört gün gidebildi. Her şey çok iyi, hiç bir sorun yaşamadık, yaşamıyoruz diyebilmek isterdim ama kazın ayağı şimdilik pek öyle değil. İlk gittiğimiz gün beni bile dinlemeden içeri dalan ve ortama karışan Demir ikinci gün su koyverdi. Sanırım onca anlatmama ve çizdiğim muhteşem okul hayatı tablosuna rağmen bahsettiğim ayrılık için koyduğu sınır yarım saat kadardı. Çünkü ilk gün yarım saat kadar her şey yolundayken bu süreden sonra "Hani nerede annem? Neden gelmedi?" diyerek ağlamaya başlamış. Bence en büyük sebep Demir ile bu güne kadar hem zaman hem de mesafe olarak çok ama çok az ayrı kalmış olmamız. Bunu bana düşündüren Demir'in normalde gerçekten oldukça sosyal bir çocuk olması ve bu güne kadar girdiği yeni ortamları yabancılamaması. İlk gün yarım saat süre verip sonra ağlaması da aklıma onu üzenin etraftaki yabancı bolluğundan çok benim yokluğum olduğunu getiriyor. Eğer orada olup üç saat boyunca bir kenarda otursam eminim yüzüme bile bakmayacaktı. Tek derdi benim varlığım. Hiç annesiz kalmadı ki!

İkinci gün ise bu ayrılığın onun beklediğinden daha uzun olduğunu anlamış olacak ki ilk günün aksine oyuncakların büyüsüne kapılmadı ve bana yapıştı. Üçüncü gün ise en kötüsüydü. Olayı dramatize etmeyeceğim. Bu konuda en az benim kadar hassas kişilerin okuduğunu biliyorum :) Dün yani dördüncü gün ise görece daha iyiydi. En azında üçüncü gün koşar adım oradan kaçarken dün öpücükler, "ba-bay"lar ile ayrıldı. Okul görevlileri bu tavrının çok normal olduğunu söylüyorlar. Ben de bu konuda tecrübeli annelerden dinlediğim kadarı ile maalesef bu süreç mutlaka yaşanıyor. Umarım en kısa zamanda atlatırız.

Demir için ekstra zor olan herkesin anlamadığı bir dili konuşması. İlk gün almaya gittiğimde tüm görevliler bana "What is "bu ne?"" diye sordu :) Garibim ilk günü "Bu ne?" diye sorarak geçirmiş. Muhtemelen de istediği cevapları alamayarak... Ama ilerleme kaydediyorlar. "Tamam", "Anne okulda", "Anne gelecek" derken yavaş yavaş Türkçe öğreniyorlar :) Ya Demir??? Evde bir şeye bağırdığında veya ağladığında işaret parmağını ve kafasını iki yana sallayarak "No, no, no Şişşşt" diyerek kendi kendini susturuyor. Şimdilik tek işi ortamı terörize etmek olduğu için öğrendiği başka bir kelime yok. Bu arada ben ne akla hizmet  en azından İngilizce bir kaç kelime öğretmedim bu çocuğa! Aksine okuduğum kitaplardaki yabancı karakterlerin isimlerini bile Türkçeleştirdim. "Mater" ı bile Paslı yaptım... Felemenkçe ve Türkçe'ye bir de İngilizce karıştırmak istemedim. Ama ilk zamanlar için en azından bir kaç kelimeyi anlayıp, söyleyebilmesinin önemli olduğunu şimdi anlıyorum. Nerede yaşadığımızı ve ne ile karşılaşacağımızı bilmiyordum sanki...

Bu arada okuyan ve çocuğunu tek kelime bile bilmediği bir dilin konuşulduğu ortamda kreşe bırakan annelerin ya da söyleyecek sözü olan herkesin tavsiyesine ve söyleyeceklerine açığım. Demir kreşe koşa koşa gidiyor diye yazacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum.

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

3 Response to "No, Noo, Nooo Şiiişt..."

  1. Zeynep 19 Kasım 2010 23:36
    Ben Demir kuzumdan çook ümitliyim. Evet dili bilmemesi onun için herşeyi belki bir adım daha zorlaştırıyor ama girişkenliği, uyuma ve değilikliklere açık olması onun durumunda olan başka çocuklardan da onu bir adım önde yapıyor aslında, böyle düşünmeye çalış, karşılaştırma yapmak değil aslında amacım, anladın sen beni :)Demir sandığından çok daha çabuk atlatacak.. Bak hepi topu 4 günde No No şiist aşamasına gelmiş bile. Onlardan daha da fazla bize zor bence bu geçiş süreci. Kalbimizin çarpıntısını, huzursuzluğumuzu sezip normalde hissetiklerinden daha da sert tepkiler veriyorlar. Sen de bir sürü çocuk büyütmedin, o çocukları ana dillerinin haricinde dil konuşulan yuvalara göndermedin, aklına ona ingilizce bir şeyler öğretmenin gelmemesi çok normal, bunun için keşke bile dememelisin, hiç üzülme. O ağlamalı bırakışlarda ne zaman ki ben, onun yuvada olmasının en doğrusu olduğuna gönülden inanıp, akşama görüşürüz deyip öpüp ağlamasına aldırmadan, gerçekten içim rahat olarak oradan ayrıldım, çok daha çabuk düzene girdi herşey.. Mesela bu uzun tatilden sonraki ilk okul gününün, en fena günlerden biri olacağına eminim ama oradan keyif almaya başladığı anda herşey sihirli değnek değmişçesine düzeliyor.İçini rahat tutmaya çalış, belki şimden sonra evde de ingilizce kelimelere aşina etmeye çalışmak, süreci hızlandırabilir? Öpüyorum ikinizi de bir sürü :)
  2. * YeLiZ * 20 Kasım 2010 04:50
    Dil konusunda degil de ayrilik konusunda sorun yasadik biz de,ama yasanmasi degil,yasanmamasi tuhaf biliyor musun(aliskin diilse tabii)

    Komsumun oglu,oglanin en yakin arkadasi dil bilmeden basladi.3.ay'a girdiler,simdi herseyi anliyor bile !
    Hocasina muhakkak yazarak ver anlamasi gerekenleri,su cis vs.

    Bir de Koreli bir minik adam vardi.Annesi kapilarda agliyordu vs ,o alisamadi,ayrilmak zorunda kaldilar.
    Eminim sana da soylemislerdir ama ayrilislar cok onemli

    -kisa ve oz veda
    -tekrar eden degil,tek opucuk
    -Ayrilislarda soru cumlesi asla yok.Tamam mi?dersen ona secim hakki doguyor:)
    -cikista boynuna atlar,aglar gibi olursa oooo moooo diyip,sarilmak opmek yok uzun uzun.Koca bir opucuk ve gulen bir yuzle
    "naptin okulda?eglendin mi? " O zaman bunun dramatik diil,dogal bir sey oldugunu algiliyor falann filan
    :)
  3. Evrim 21 Kasım 2010 22:48
    Zeynep sağol iyi moral oldu bu yorum ve haklısın önce benim gerginliğimi atmam lazım :) Demir'e çok fazla İngilizce konuşmamalarını söyleyeceğim yarın. Madem böyle başladık ve en zor günleri geçti (umuyorum!) İngilizce'yi karıştırmasınlar. Nasıl olsa onu da bilmiyor. Madem öğrenecek, Dutch öğrensin. Diğer çocuklarla iletişim vs için şimdilik bu önemli. Yani kassın, Dutch'ı anlasın sıpa! :) Hem yazılı olarak Türkçe bir kaç kalıp verdim teselli de kullanmaları için.

    Yelizcim yazdığın listenin hemen hepsi söylediler ama en sonuncusu hariç! Ve ben şimdiye kadar gerçekten çok az ayrı kaldığım için 3 saatte çok özlüyorum ve çok da iyi bırakmadığım için yüreğim pır pır gidiyorum almaya. Muhtemelen alırken ki tepkilerimi yanlış anlıyor olabilir. Ve bunu hiç düşünmemiştim ben! Çok ama çok sağol... Yazılı listeyi de verdim :))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...