Güzel Bir Yazı Değil

Güzel bir yazı değil. Bence okumayın ve uyarmadı demeyin...

Bazılarında ölüm korkusu olur. Bende yoktu. Ne o an, ne de sonrası ile ilgili bir korku taşımamıştım hiç. Ta ki Demir doğana kadar! Şimdi korkum ondan zamansız ayrılmak, onu annesiz bırakmak, yetişkinliğini görememek. Aslında en çok da annesiz bırakmak...

Bir hastalığım var benim; Ülseratif kolit. İltihabi bir bağırsak hastalığı. Sistemik bir rahatsızlık ve kesin tedavisi yok. Ömür boyu ilaç kullanmanız gerekiyor. Yani sadece baskılayıcı bir tedavisi var. Ayrıca bağırsaktaki sürekli iltihap zamanla oradaki hücreleri bozabileceği için sizin ileride bağırsak kanserine yakalanma riskiniz normal bir insandan çok, çok daha fazla... Mutlaka ilaçlarınızı düzenli kullanmanız gerekiyor. Eskiden yani Demir'den önce -sürekli de baskılandığı için bir şikayetim de olmadığından- bazen boşlardım. Yine bir iki boşladığımı farkettim. Yorgunluk, unutkanlık, bıkkınlık ya da siz ne derseniz..

Dün gece hafif de karnım ağrıyınca kurdum da kurdum. Genetik sanırım. Annemin de bol bol düşünüp, kurup kendi kendine ağladığını bilirim. Hayalimde kanser oldum. Son safhaya geldim. Demir'i kime emanet edebileceğimi düşünürken buldum kendimi. İğrençti! Hiç bir yere koyamadım. Ne babasının, ne anneannesinin, ne de halasının yanına... Olmadı! İçime sinmedi. Daha küçücüktü. "Annem olsun bana yeter" yaşlarındaydı daha ve bensiz bir hayat yoktu onun için. Önce annesiz büyümenin onu ne kadar eksik bırakacağını, onun için ne büyük bir haksızlık olduğunu düşünerek boğuldum, çıldırdım. Sonra da kendime geldi sıra. Onunla ilgili kurduğum hiç bir hayali gerçekleştiremeyeceğimi bilme çaresizliği isyan ettirdi. Nasıl olurdu da sarılırken kollarımın arasında minicik kalan oğlumun, koskocaman kollarının arasında benim minicik kalacağım günleri göremezdim! Oysa ben onun odasını toplarken muzur neşriyat bulacağım ve anlayıp utanmasın diye olduğu gibi bırakmaya çalışacağım günleri bile gülümseyerek bekliyordum. Nasıl olurdu da ben onun yetişkin olduğundaki sesini, simasını, endamını bile bilemeyecek oldurdum. O benim oğlumdu! Hayatta kalanları deliler gibi kıskandım. Onu bırakıp gitmeye hakkım yoktu!

Şimdi şu an yazarken farkediyorum da bu saçma sapan kurgumun bir saniyesinde bile çekeceğim acılar gelmedi aklıma. Hatta annemin de aslında evladını kaybettiğini düşünmedim. Berk'in de eşini ve benimse canımı... Biz kocamandık ama oğlumsa küçücük!

Sonra silkelendim. Kalktım yanına gittim sarıldım, öptüm. Mıhladı kıçını dönüp uykuya devam etti tabi. Daha da kendime getirdi bu hareketi; ortada bir şey yoktu! Yattım ve gerçek olmadığı için şükrettim. Olmamasını da tüm benliğimle diledim...

Ama eminim ki bu gerçek ile boğuşmak durumunda olan bir insana, tüm insanoğlu bir araya gelip sabırlar dilese yetmez, yetemez...


Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :)
Paylaş

2 Response to "Güzel Bir Yazı Değil"

  1. FADİŞ 10 Haziran 2011 15:17
    Sizi çok iyi anlıyorum, dün akşam eşimle konuşuyorduk ona dedim ki, lütfen yüz kat daha dikkatli olalım yola çıkarken, Allaha emanetiz hepimiz ama dikkat etmeliyiz, hatta belki aynı anda yolculuğa bile çıkmamalıyız dedim ona. Onu annesiz babasız bırakma fikri bir anda yüreğimi dağladı, gerçekten acıdı içim, bu nasıl bir duygudur gerçekmiş gibi. Sonra bunun sağlıklı bir duygu olmadığını hatırlattım kendime. Annelik hormonlarının tavan yaptığı bir andı sanırım, Ben de sizin gibi başka bir kimseyi, kendimi düşünmemiştim hiç, sadece oğlum vardı aklımda.
  2. yeliz 13 Haziran 2011 14:35
    eskiden hep bütün sevdiklerimden önce ben öleyim kimsenin acısını yaşamayayım derdim, şişmdi 100 yaşına kadar sağlıklı yaşamak istiyorum sırf arca için
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...