Tatil Kime Tatil?

Döndük. Yapamadıklarımız, göremediklerimiz, doyamadıklarımız yine aklımızda. Demek uzaklarda yaşayanların ömrü böyle geçiyor. Kelimenin tam anlamı ile tutanın elinde kalıyorsunuz. Bir de elinizde herkesin görmek için can attığı bir 2,5'luk varsa, O'nu annenize bırakıp rahat rahat sohbet etme hayali kurduğunuz arkadaşlarınız bile "Sakın Demir'i getirmeyeceğim deme!" diye söze başlıyorsa yandığınızın resmidir. Bazı anlarda, O özne biz nesne, O merakla beklenen bir eser biz o eserin taşıyıcı standı, O sabırsızlıkla okunmak istenen bir kitap biz o kitabın "ayıracı(!)" gibi hissettik ama ne tuhaftır ki bu durumdan mutluyduk. Hem de çoook...

Neyse ki bu gelişimize Demir doğduğundan beri bir türlü yapamadığımız iki kaçamak sığdırdık. Bu güne kadar yapamamış olmamız acı ve utanç verici ama ilk defa Berk ile beraber Demir'i gece bırakarak birlikte dışarı çıktık. Biri baş başa, diğeri ise tüm sülale ile birlikte oluğumuz kuzen düğünü. İkisi de birbirinden keyifliydi. Ama ikimizde bir aradayken her daim Demir'in de yanımızda olmasına öyle alışmışız ki arabada sık sık "Alla alla bunun neden hiç sesi çıkmıyor" diye arkayı yoklarken bulduk kendimizi ve birbirimizi.

Şöyle bir kafadan hesap yaptığımda dışarıda ki buluşmalar hariç yarısı gece konaklamalı olmak üzere 14 farklı eve gitmişiz. Demir'in devrelerinin yanmasına ramak kalmıştı ki döndük. Çocukcağız artık sabahları uyandığı evin kimin evi olduğunu soruyordu. Uyuduğu yerde uyanmadı ki pek çok sefer. Sadece kimin evi sorunsalı da değildi yaşadığı. Her ne kadar ne yapacağımızı önceden anlatmaya çalışıyor olsak da kısa sürede yaşananlar onun için çok fazlaydı. Mesela bir seferinde havuzdan çıkıp "hadi gidiyoruz" dediğimde arabaya yöneldi garibim. Ne bilsin ki kimi eve günü birlik gidiyorduk, kimi evde gece konaklıyorduk. Artık sonlara doğru her hareketlenmede evden kimin gittiğini, kimin kaldığını hesaplamaya, anlamaya çalışıyordu zavallı. Öyle ya kimi zaman evden topluca çıkıyorduk, kimi zaman biz gidiyorduk, kimi zaman biz kalıyorduk başkaları gidiyordu. Ve gittiği de kaldığı da kendi evi değildi. Düşünüyorum da yine iyi bile idare etmiş yavrucak.

Ama kafası en çok karışan ve yorulan O olsa da en çok eğlenen de yine O'ydu.

En iyisi sözü fotoğraflara bırakayım ben.

Anneannesinin bahçesinde Tarçın nam-ı diğer Tayçış ile,
Hidiv Kasrı - Barış ile coşma, hasret giderme, kudurma ve tabi fotoğraflarda olmasa da kavga da etme,
Gülo Teyze'de ilk havuz kazası ve annenin ilk doğum günü pastasını üfleme,
İzmit'te Doğa ve Zeynep adlı iki fıstık cimcime ile,
Arda ile büyük havuz sonrası küçük havuz ve annenin ikinci pastasını üfleme,
Duru ile balkonda su ile kudurma,
Özgürlük Parkı Buluşmasından. Tam da gününde emektar eski makinemiz bozulduğu için çok daha iyileri olabilecekken elimde maalesef sadece bunlar var.

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

2 Response to "Tatil Kime Tatil?"

  1. Gulcin 21 Temmuz 2011 11:00
    "O merakla beklenen bir eser biz o eserin taşıyıcı standı"

    herseyi harika ozetlemisbu cumle :) Daha nice boyle guzel gunler olsun :)
  2. Özlem 21 Temmuz 2011 15:52
    Göztepe parkında kumlarda Dorukla oynarken birkaç fotosu bende var. Göndermek isterim. Mail adresini benim mailime atarmısın
    karasu6@gmail.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...