Kreş Sadece Çocuk İçin midir?

Bir çok annenin doğru zamanlaması konusunda endişeler taşıdığı bir konu var; Kreş! Çocuk yetiştirmede hemen her alanda olduğu gibi burada da bir ağız birliği yok maalesef. Üç yaşından önce kesinlikle olmaz diyenler, çocuğuna bağlı diyenler, okuluna bağlı diyenler, iki gün olur, yarım gün olur diyenler... Öte yandan kreş yemesinde, uykusunda, tuvalet eğitiminde mucizeler yarattı, sosyal ilişkileri çok gelişti diyen anneler...

Bunların hepsi ama hepsi bir yana ben bambaşka bir şey diyeceğim. Özellikle benim gibi evde olan annelere;

Doğum iznine çıktıktan sonra bir daha çalışmadım. Çalışıp-çalışmama gibi zor bir kararı da vermek zorunda kalmadığım için şanslıyım aslında. Yurt dışı planları tam da benim doğum iznimin bitmesine yakın hareketlendi. Hal böyle olunca Demir'e 7/24 bilfiil ben baktım. Son 1,5 yılında uçak ile en yakın üç saat mesafe içinde akrabam, gün içinde hadi desem görüşebileceğim bir arkadaşım olmadan... Neredeyse ilk 1,5 yıl bir çok anne gibi ben de mükemmel anne sendromu yaşadım. Yoruldum sonra. Giderek oğlumu daha çok sevmeme rağmen gerçekten yoruldum. Yavaş yavaş saldım ipleri. Asla ve kat-i surette olmaz, yapmam, yaptırmam dediğim şeyleri yapmaya başladım. Hem de giderek artan dozda... Mesela evde işlerimi toparlamak için 15 dk açtığım televizyonu arkadaşlarımla iki laflamak için de açar oldum iki yaş sonrası. Çünkü ihtiyacım vardı! Sadece annelik yapmaktan ve bunu iş edinmekten yorgundum. Gerekli ya da gereksiz, önemli ya da önemsiz sırf kendim istediğim için bir şey yapmayı özlemiştim. Sonra bir kursa dahil oldum ve sadece bu kurs süresince haftada 3 gün 3 saat kreşe gitmeye başladı Demir. Nefes oldu benim için. Annelik sıfatının yanına öğrenciliği de eklemek iyi geldi. Toparlanma oldu annelik konusunda. Kurs süresince gitmeye devam etti okula. Bir müddet sonra Demir her çekelediğinde "Ben bu evde hiç bir istediğimi yapamayacak mıyım?" diye söylenmeye başladım. İyi hoş kreşe gidiyordu ama ben de o saatlerde sadece ve sadece derste oluyordum. Ve o saatlerde ne yapacağım konusunda karar veren merci değişmişti sadece; Demir değil öğretmen! Onca farklı zorluğunu yakın arkadaşlarımdan bilsem de çalışanların şöyle işlerini toparlayarak bir kahve alıp masalarında keyifle ve rahatla içebilmelerini, arada arkadaşları ile iki laflaya bilmelerini, o bir saatçik öğle aralarını bile özendim. Yaptığımız uzun Türkiye tatillerinde ya da burada arkadaş buluşmalarımızda hatta ve hatta Berk işten geldiğinde bile yanı kısacası etrafta bir kişi bile varsa Demir ile ilgilenecek benim zamanım ilan etmek de buldum çareyi. Başkalarının yanında ekstra ilgi göstermek insan denen varlığın psikolojisine daha uygun olsa bile  tam aksini yaptım, yapmak durumunda kaldım.

En son Türkiye'den döndükten sonra burada tüm okullar ve kreşler tatildi. İki hafta yine 7/24 günlerimize döndük ki öğrenciliği bile mumla arar duruma geldim bu kadar kısa sürede. Geçen hafta ise yeniden yarım gün kreşe başladı. Ben ilk defa Demir'i okula bırakıp eve geldim ve yarım gün benim oldu iki hafta boyunca! O kadar iyi geldi ki anlatamam. Aslında sabah götür eve gel, sonra öğlen git al eve gel derken toplamda 5,3 km yürüyorum. Yani bana iyi gelen fiziksel dinlenme falan değil. Bana iyi gelen bir kaç saatte olsa istediğimi yapabilme özgürlüğü!

Öyle kendime geliyorum ki  tüm gün boyunca beraber olduğumuz günlerde yapabildiklerimizden çok daha fazlasını yapabiliyoruz geri kalan yarım günde. Çünkü istiyorum! Çünkü biraz ben olabilme fırsatım olduğu için ben olarak da anne olabiliyorum. Zorla değil!  Üç yaşına kadar en iyi yer annesinin yanıdır iyi hoş ama o anne inandığı annelik biçiminden çıkmaya başladıysa eğer bence durum değişir. Bir sürü kriter olduğunu biliyorum. Çocuğun uyumu mesela. Hele bizim için ekstra bir zorluğu vardı. Hiç dilini bilmediği insanların arasına karışması gerekiyordu. Başlarda zorlandı ama şimdi severek ve isteyerek gidiyor. Bazen arkasına bile bakmıyor ve koşuyor. Durumu kesinlikle "öğrenilmiş çaresizlik" değil, eminim. İşin maddi boyutu var bir de tabi. Burada ailenin gelirine göre kreş parası belirlendiği ve devlet bir nev-i bu kadar parayı çocuğuna ayıramıyorsan gözümüze gözükme dediği için işin rengi bambaşka. Ama şunu emin bir şekilde diyebilirim ki her annenin özellikle geçmişte çalışmış bir annenin bir müddet sonra annelik dışında farklı kimliklere ihtiyacı oluyor, hani farklı bir kimlik bulamıyorsa bile  sadece benim ve ben buradayım demek istiyor. Çalışan anneler bunu gün içinde çok farklı mecralarda boğuşarak gerçekleştirebiliyorlar. Yorulsalar çok yorulsalar da kimliklerini ortaya koyabiliyorlar. Kreş bu nokta da çalışmayan annenin de imdadına yetişiyor. Benim geldiğim noktaya geldiyseniz ve koşullarınız uygun ise kreşi sadece çalışan annenin seçeneği ve hakkı olarak görmeyin derim.

Kreşte çekilmiş biraz eski bir fotoğraf. Basılı fotoğraftan çektiğim için kalite biraz düşük.


Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

6 Response to "Kreş Sadece Çocuk İçin midir?"

  1. yeliz 12 Ağustos 2011 14:53
    çok içten paylaşmışsın evrim:) haklısın
  2. FADİŞ 12 Ağustos 2011 14:55
    Harika bir yazı, duygularıma tercüman olmuşsunuz.
  3. Hülyanın Tunası 15 Ağustos 2011 16:27
    eline kalemine ve yuregine sağlık. aynı gerekçelerle biz de ekimde kreşe başlıyoruz. kreşin pedagogunun şu sozleri mottom oldu: anne cocuk birlikteliğinin niceliği arttkça niteliği duser

    sen de en cok bu noktaya değinmişsin zaten
  4. Taze Anne 18 Ağustos 2011 06:36
    Bende bir onceki yazimda kresten bahsetmistim. Bana kres cok iyi geldi Bazen okulum olmasa bile sabah birakip eve geliyorum. Inanilmaz iyi geliyor. Ilk zamanlar cok uzuluyordum, ama simdi kreste cok mutlu buda bana yeter.
  5. Evrim 18 Ağustos 2011 11:10
    Teşekkürler Yeliz ve Fadiş. Bu nicelik nitelik ters orantısını ben de kulağıma küpe edeceğim Hülya :) Taze anne, zaten onlar mutlu oldukça biz, biz mutlu oldukça onlar mutlu oluyor. Sadece tek tarafın olması ile mümkün değil. O yüzden devam :)))
  6. Adsız 19 Ağustos 2011 15:57
    Yanlış yere yorum yapmışım :)

    "Yazıyı okuyunca sandim ki bu yazıyı ben yazmışım :) icimdekileri dokmussun. ben de son 1 senedir dilini bilmedigim bir ulkede yasamaya calisiyorum. ogluş 15 gune sonra anaokuluna baslayacak ve kendimle basbasa kalacagım sabahları iple cekiyorum :) kalemine saglık"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...