Alışmadık Bünyede Bisiklet

Bisiklete çocukluğumdan sonra ilk ve son kez üniversite arkadaşlarım ile beraber gittiğim Büyük ada gezisinde binmiştim. Manzaranın keyfine dalıp yokuş aşağı olduğunu fark etmeden pedala davranınca da kendimi fena halde yerde bulmuştum. Gömleğim yırtılmış, cep telefonum dağılmış ve en önemlisi fren kolu belime saplanmıştı. Beni mecburen faytonda üstüne üstlük paket taşlı bir yoldan hastaneye götürmüşlerdi! Allahtan böbreklerde bir şey yoktu da ana karaya sevk edilmeden yırtmıştım. Tahmin edebileceğiniz gibi bu son binişim olmuştu. Zaten İstanbul'da da bisiklete binecek bir ortam yoktu. Ama belimde hala taşıdığım yara izimi soran bir çok arkadaşımı kafalamak sureti ile eğlenmemi sağlamışlığı da vardır bu kazanın. Bıçaklandım, saldırıya uğradım, böbreklerimden ameliyat oldum...

Şimdi Belçika'da ise bisiklete binmeyeni dövüyorlar. Ekmek, su gibi hayatlarının içinde, hatta bir uzuvları gibi olmuş diyebilirim. O kadar ustalar ki! Üstünde giderken mont giyeni mi ararsınız, mesaj çekeni mi hepsi var... Bir keresinde bir kadını önde küçük çocuğu, arkada büyük çocuğu, elinde büyük çocuğun bisikleti ile bisiklete binerken gördüm. Hatta bir kere de rahat 85 yaşında olan bir teyzeyi gördüm bisiklet tepesinde. O kadar hoşuma gitti ki istemsizce gülümsemişim. Kadıncağız da karşılık olarak bana selam verdi. Bizse bu yaşa gelebilme başarısına erişeni evinde kendi kendine tuvaletine gidebildiği için taktir ederiz.

Neyse durum bu olunca bir bisiklet edinmemek ayıp olur dedik ve Berk'ten başlayarak üçümüz de birer bisiklet edindik. Akabinde ben Demir'e okul servisi oldum. Ama öncesinde gerçekten çalıştım. Hem bu memlekette yokuş yok, içiniz ferah olsun :) Demir'in ve benim bisiklet çalıştığımız alanı aşağıdaki videoda görebilirsiniz. Yani adamlar bisikleti bir uzuvları gibi kullanabiliyosa bir sebebi var. Sadece bu da değil coğrafi yapının uygunluğu, her yerdeki bisiklet yolları gibi başka başka önemli sebepler de var tabi. Kısacası "Urfa'da Oxford vardı da biz mi okumadık" diyebilirsiniz rahatlıkla.


Ama gelin görün ki serde Türklük var. Ben hala olayı tam olarak hayatımın içine alamamış olsam gerek ki Demir'i okula bıraktıktan sonra elimde onun kaskı eve doğru yürürken kendimi böyle hissediyorum. Diyorum işte bünye henüz hazmedemedi :)


Halbuki şu şekilde giden birinin o gördüğünüz kırmızı üzerinde  kocaman "Kiddy" yazan kaskla eve nasıl döneceğini siz hayal edin :)

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

3 Response to "Alışmadık Bünyede Bisiklet"

  1. FADİŞ 16 Kasım 2011 11:28
    Ne güzel görüntüler, orada çocuklar ne şanlı bu konularda:)
  2. Sevgi 16 Kasım 2011 12:09
    benimde sizin anlattığınıza yakın bir bisiklet maceram var.. dallara tutunmasam durum vahimdi.. o günden beri hiç binmedim.. kızımla beraber bizde çalışırız artık.. bisiklet alanınıza bayıldım.. kazasız belasız inşallah..
  3. Itır 20 Kasım 2011 21:41
    Ay benim de roller blade ile kamyonet altına girmişliğim vardır. Buran kamyonetin altına yandan..Ellerimle tutunmuş ama ayaklar kaydığı için cort diye altına gitmiştim..Biziklet konusunda da kabiliyetsizim..sanırım tekerlekli aletlerle yıldızım barışık değil..Oğlanı sırtlayıp bisiklete binmek hem harika hem de hafiften tırstırıcı bir durum..kolay gelsin :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...