İlk Yatılı Arkadaş ve Ödevimsi

Cuma günü Demir'i okuldan almaya gittiğimde sınıftan elinde sevimli oyuncak bir timsah ile çıktı ve onu eve getireceğini söyledi. Öncelikle çok şaşırdım çünkü normalde peluş oyuncaklarla hiç işi olmaz. Konuşturduğu, yedirdiği, içirdiği, evcilik kurduğu oyuncakları bile hep arabaları, trenleri ve hatta gezegenleridir. Yani bizim evde Jupiter ve Satürn bile birlikte parka gidebilirler ama bir ayıcığa yemek yedirilmez. Böyle ne yapalım. Şaşkınlığı üzerimden atıp okuldaki oyuncaklar ile okulda oynanması gerektiği konulu kısa bir nutuk atarken öğretmeni yanımıza geldi ve  hafta sonu timsahın bizim misafirimiz olacağını, eğer istersek birlikte yaşadıklarımızı da yazabileceğimizi söyleyerek elimize bir kırmızı kaplı defter tutuşturdu. Yani bana bir kapak ve bir de ödev verdi...

Cumartesi günü Demir timsaha odasını ve oyuncaklarını tanıttıktan sonra birlikte kitap okudular. Tahmin edebileceğiniz gibi timsahlı sayfalar her zamankinden coşkuluydu. Hayvancağıza hemcinslerine zorla "Hellooo" dedirtmeyi de ihmal etmedik. Sonrasında markete, alışverişe, kısacası her nereye gittiysek yanımızda gezdirdik. Pazar günü ise bu kadar günlük rutinimizle boğmayalım, ona özel bir şeyler yapalım diyerek hayvanat bahçesine gittik ve özellikle sürüngenler bölümünü gezdik. Özetle "Sen bir timsahsın. Al evrim sürecinde önündekiler, arkandakiler de bunlar" deyip durduk hayvana...

Gitmeden önce sürüngenlerin ilgisini çekeceğinden emin değildim. Açıkçası hayvanlar içerisinde benim en sevmediğim gruptur. Hayvanı sevimli yapan tüyüdür kardeşim diyenlerdenim. Hele yılanlar! Fakat kendimi aşan bir performans sergileyerek düşüncelerimi hiç belli etmedim. Demirse yukarıdaki fotoğrafta da görebileceğiniz gibi hiç çekinmedi aksine çok sevdi. Özellikle çok güzel olduklarını bile söyledi! Camekandan burun buruna gelmekten bile çekinmediği yılanların deri değiştirmesi, bıraktığı deriler O'na çok ama çok ilginç geldi. Defalarca süreci anlattırdı. Kertenkelenin ürkek ve aceleci hareketlerini ise çok komik buldu. Anladım ki çocuklar özünde tüm hayvanları seviyor. Ne yapıyorsak sonradan biz yapıyoruz. Koca koca hamam böceklerine bile gülümsedi yahu...



Günün sonunda ise hafta sonumuzu deftere yazıp, resimler ile fotoroman haline getirdik. Demir de sonuna imzasını atarak projeyi taçlandırdı. Bize de kendi yaşadıklarımızı ve yazdıklarımızı defalarca Demir'e okuyarak bir hafta sonunu kapatmak düştü.  Bu sabahsa misafirimizi ve çalışmamızı sağ salim okula teslim ettik.

Şöyle bir okudum da yazıyı. Çalışmaya kendimi çok kaptırmışım sanırım. Günlük tadında olmuş yazı...

Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş


4 Response to "İlk Yatılı Arkadaş ve Ödevimsi"

  1. FADİŞ 5 Aralık 2011 12:10
    Harika bir ödev olmuş bu, resmen çocuk kitabı yapmışsınız siz "Demir ve timsahın bir günü"
  2. Gulcin 5 Aralık 2011 12:20
    Evrim cok guzel demissin aslinda korkmayi da tiksinmeyi de biz ogretiyoruz sanirim. Ben bu konuda yani olumsuzu bu konuda ogretme konusunda zamani gelince kendimden yuksek bir performansa bekliyorum :( Ama ne yapayim korkuyorum :)

    Demir'in misafirperverligine bayildim guler yuzlu ev sahibi :)
  3. nil 5 Aralık 2011 16:18
    Süper geçmiş haftasonunuz:) Günlük tadında post da süper olmuş.yine çok haklısın biz öğretiyoruz korkuyu.
  4. Berceste 8 Aralık 2011 00:15
    Ingiltere'de de cok yapiyorlar bunu. Arkadaslarimin cocuklarinin yanlarinda hep bir misafir olurdu :) Bizim evi de gezerlerdi :P

    Korku kesinlikle ogrenilen bir duygu! Keloglan olmasa bizim eve girecegi de pek yoktu. Karanlikta gozunu bile kirpmadan kosan cocuk, simdi cadi gelirse demeye basladi :(((

    Kedileri annesi de sevince, bizimki de severdi. Taaa ki uzerine bir kedi yavrusu atlayana dek. Simdi cok yakinina gitmiyor, uzaktan merhaba demekle yetiniyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...