Hop Hup Club

Bir çok anne gibi benim de daha doğmadan  çocuğum için şunu yapacağım, bunu asla yapmayacağım dediklerim vardı. Şimdi bir çoğu gülümsetse bile spor mutlaka hep yönlendirilecek, teşvik edilecekler hanesinde oldu. Hele Belçika'ya taşınınca önemi daha da arttı çünkü spor ekmek gibi, su gibi hayatlarında buradaki insanların. 

Sonradan bünyeye sporu kabul ettirmenin ne kadar zor olduğunu kendimden bildiğimden olabilecek en erken zamanda başlatmak niyetindeydim. Hele bir de bizi rol model aldığını düşünürsek ekstra bir teşvike kesinlikle ihtiyacı var diye düşünüyordum. Amacım kesinlikle lisanslı bir sporcu çıkarmak değil sadece ileride parka gidip koşmayı marifetten saymayan bir yetişkin olabilmesi, kısacası sporu hayatının içine alması. İşte bu düşünceler kafamdayken bir gün çocuklar için Antwerp'deki spor imkanları üzerine bir broşür geçti elime. Adını bile duymadığım sporlar vardı içinde. Ama hemen hepsine en erken 4-5 yaşlarında başlanıyordu. Hem ben kafama göre neye yönlendirecektim ki çocuğu! Zaten üç yaşında başlayan bir tek "Hop Hup" adında bir kulüptü. Burada pek çok şey para ile değil sıra ile olduğu için bu sefer yüzmede olduğu gibi düşünerek vakit kaybetmeden, ne olduğunu bile doğru düzgün bilmeden kayıt olduk. Hem zaten adı da pek eğlenceli duruyordu! (Not: yüzmeye yazıldık hala sıra beklemekteyiz!)

Geçen hafta başladık. Meğer şöyle bir aktiviteymiş bu Hop Hup Club. Basketbol sahasından biraz büyükçe bir salona çocukların tırmanacağı, zıplayacağı, kayacağı, dengede duracağı, atlayacağı, içinden geçeceği ve daha aklıma gelen gelmeyen bir yığın farklı aksiyonlar yapacağı her hafta farklı bir parkur kuruluyor. Parkurun aralarında farklı farklı spor dallarına ait toplar var. Bu toplarla yapılacak görevler parkura yedirilmiş. Amaç çocuğun o topu hissetmesi, dinamiğini biraz olsun anlaması. İki haftadır Demir hentbol, tenis, badminton, pinpon, bowling, voleybol topları ile çoğu başarısız olsa da bir sürü atış yaptı. İlk hafta değil ama ikinci hafta parkuru tamamladı.


Amaç çocuğun yapabildiği ve zevk aldığı şeyi bulması, bunları yaparken de motor gelişimine katkı da bulunmak. Aslında anladım ki bilmeden "Bu çocuğu hangi spor kursuna yazdıracağım ki şimdi ben!" sorumun da cevabı olabilecek bir aktivite bulmuşum. Bu süreçte sevdiğini, yapabildiğini bulacağını ya da bizim gözlemleyebileceğimizi umuyorum. Olmasa da keyif alıyor zaten. En azından "Ben spora gidiyorum" lügatımıza girmiş oldu.

Dikkat burada yürüdükleri ip merdivene bağlı olan sabit olmayan tahtalar. 

Genel olarak ders şöyle işliyor. Bir hocamız ve hocamızın spor akademisinden öğrencileri olduğunu tahmin ettiğim gençler var. İlk 5-10 dk serbest zaman oluyor. Çocuklar alanı keşfediyor, istediklerini deniyor. Sonrasında hoca tarafından parkuru anlatılıyor ve başlıyoruz. Parkurun belli bölgelerinden sorumlu gençler çocuğu ve aileyi yönlendirip teşvik ediyor. Parkur 30-40 dk da tamamladıktan sonra hep birlikte bir oyun oynanılıyor ve ders müsabakalarda takım arkadaşlarının yaptığı bir klasikle eller ortada birleşerek "We zijn super kampioenen ( Biz super şampiyonlarız)" çığlıkları ile bitiyor. 

Sürünme kısmına bayılıp ömrünü bir kurtçuk gibi geçirmeye karar veren Demir videosu;



Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

2 Response to "Hop Hup Club"

  1. FADİŞ 23 Ocak 2012 13:51
    Çok tatlı ya, çok şeker maşallah:)
  2. Stelliger 23 Ocak 2012 15:39
    Demir'in haline hem çok güldüm hem de olaya bayıldım:) Küçücükten itibaren kaliteli yaşam için ne kadar güzel olanaklar sunuyorlar insanlara, üstelik gayet de kolay ulaşılabilir halde...Bazılarının savunduğu gibi nüfusları az olduğundan mı böyle yani, hiç sanmıyorum, tamamen kafa yapısı ile ilgili bir durum bence...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...