Annelik Bir Nevi Delilik

Uzun zamandır yazamadım. Aslında yazacak malzeme de boldu. Ama olmadı, kaldı işte...

Mesela Demir Nisan'da ameliyat oldu. Bu süreçten rahatlıkla üç post çıkabilirdim. Panik yok! Çok önemli bir ameliyat değildi. Kulaklarına tüp takılıp geniz etleri alındı. (Bu olay bu kadar küçük bir özetle geçilmez biliyorum. Daha sonra detaylıca anlatacağım her şeyi.) Ameliyattan hemen sonra Pelin ve Sinan geldi. Bu ziyaretten de Amsterdam, Brugge, Gent seyahatlerinden hakettikleri zevki almamazı engelleyen havalara küfür ettiğim bir kaç yazı rahatlıkla çıkardı. Haziran başında da  annem ve babam konuğumuzdu. Onlar buradayken su basan evlerinden, Paris seyahatinde babamın çalınan cüzdanından yola çıkarak Murphy'nin kulakları çınlatılabilir, O'na yenilmeyip eğlenmesine bakan babamdan "Yıldırım ve Murphy'nin büyük kapışması" başlıklı bir yazı yazılabilirdi. Demir'in Eiffel kulesi aşkı da ayrı bir post konusu olabilecek kadar derindi. Ziyan ettik bütün malzemeyi...

Beni bunca uzun aradan sonra tekrar yazmanın başına oturtan yine Demir ile bir ilgili duygu yoğunluğu oldu. Ameliyat oldu yoğunlaşamadın da şimdi ne oldu da yoğunlaştın be kadın! derseniz sağlık meselelerini oldum olası pek önemsedim. Bu blogda "Demir hasta!" konulu postların çok yer almamasının nedeni  sanırım Demir'in sık sık hasta olmaması kadar, olduğu zamanlarda da bu durumun benim kafamı çok kurcalamaması. Olağan hastalıklarla kavga etmiyoruz, onlarla barışığız.

Oooo amma uzattım. Konuya geliyorum. Demir'in okulu kapandı ve Ağustos ayında Türkiye'ye gelene kadar önümüzde dopdolu bir ay var! Bu süreçte ne yapacağız daha doğrusu ne yapmalıyız diye düşündük. Üç ana sebeple Demir bir ay yaz okuluna gidiyor.

1 - Tam flamanca anlamaya, derdini anlatabilmeye başlamışken 2 aydan fazla dilden uzak kalması Eylül'de okulda işleri zorlaştırabilir. 

2 - Evdeyken bilgisayar, ipod, tablet gibi zararlı neşriyatlardan uzak tutmak veya dozunu ayarlamak giderek zorlaşıyor. Ayrıca dışarıda olmak, toza toprağa karışmak iyidir, gereklidir.

3 -  Benim evde bilgisayar başında yapmam gerekenler varken bir ay boyunca 24 saat birlikte olmaktan -üstelik madde 2 de saydığım rakiplerim varken - korktum. Çok korktum!!!

Burada çocukların %99'u yazın "Speelplein" denilen oyun alanlarına gidiyorlar. Günün çoğunu oyun oynarak geçirdikleri amacın eğlenmek olduğu yerler. Bir müddettir bize uygun olabilecek yerler araştırıyordum. İşte bu gün başladığı yerin ön elemeyi geçmesinin en büyük sebebi aşağıdaki fotoğraftır. Adres neredeymiş diye google maps'e baktığımda "tamam işte bu olabilir" dedim. Çünkü yemyeşil bir park içinde! Gün boyu bir yere tıkılması en son istediğim şeydi.


Sonra cumartesi gittiğimizde gerçekten ne kadar yeşil bir yer olduğunu bir de gözlerimizle gördük. En azından gün boyu temiz hava alacağı garanti. Bir de tüm gün dışarıda olsalar bile güneş koruyucuya ihtiyaç olmayacağı... Zira kafanızı kaldırdığınızda  gökyüzü dahi görünmüyor.


Demir'de çok sevdi ve çok eğlendi. Hatta pazar günü yine gitmek istedi.  Bu sabah da "eğlence okuluna, büyük okula gidiyorum" diye çıktı evden. Eğlence okulu ismini biz taktık, büyük okul onun tanımı. 

Her şey iyi hoş da peki şimdi bana olan nedir? İlk kez kreşe bıraktığım günkü hislere sahibim. Sanki cami avlusuna terk ettim çocuğumu!!! Şu an ne yapıyor, nasıl diye düşünmekten kendimi bir saniye bile alamıyorum. Eminim bu onun için evde olup bir kaç saat sonra sıkılmaktan çok daha iyi ama gelin görün ki bir saniye bile kendini terk edilmiş hissetme ihtimali düşüncesi beni benden alıyor. Akşamı zor edeceğim bes belli!! 

Haber ederim, sağlıcakla kalın...


Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :) Paylaş

2 Response to "Annelik Bir Nevi Delilik"

  1. ZEYNEP 2 Temmuz 2012 18:23
    Git yaw, gelmisler sana:) eglencenin dibine vurup pestil gibi donecek muhtemel, terkedilmek mi dedin anne o nneeee? Diyebulu heran:)
  2. Servis 3 Temmuz 2012 08:24
    Bizi bilgilendirdiğiniz için Aris Perde olarak teşekkür ederiz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...