Hikayemiz

Ne iş, ne üniversite arkadaşım, ne de arkadaşımın arkadaşı... Öyle Türk filmlerindeki gibi bir köşede çarpışıp elimizden saçılanları toplarken burun buruna da gelmedik, barda yanaşıp içki de ısmarlamadı... Biraz farklı bir tanışma hikayesi bizimkisi. O kendisinin bile değil bir arkadaşının onun adına katıldığı bir çekilişin talihlisi olarak İngiltere-Türkiye maçını da içeren bir seyahat kazanmış, (Ne kazanmak ya neyse :) ) bense tamamen farklı bir proje de çalışırken bir gün içinde kendimi İngiltere'ye gitmesi gereken bir çalışan olarak bulmuştum. Hem de ne gidiş! Öğleden sonra yöneticiden gelen talep, alelacele evrakların hazırlanması... Öyle devamlı yurt dışına giden biri de olmadığımdan pasaportum bile yaşadığım şehirde değildi de annem İstanbul'a gelen bir otobüse vermişti! Otogardan dönmem akşamın 10'nu bulmuştu ve benimse vize başvurusu için uygun vesikalığım bile yoktu! Allahtan neredeyse 24 saat yaşayan Mecidiyeköy gibi bir yerde oturuyordum da kapatmak üzere olan bir fotoğrafçıyı yakalayabilmiştim. Ertesi sabah en erken saatlerde konsolosluk, vizenin aynı günde alınma başarısı ve bir sonraki sabaha karşı da daha soluklanamadan uçuş. Talibim, talihlimse o uçakta bir talihli :) Sonrasında Türkiye dönüşü başlayan bir ilişki, ardından evlilik ve ardından en önemlisi oğlumuz, canımız, ciğerimiz, her şeyimiz DEMİR... En son olarak da kaderin adeta bizi zorla yurt dışına çağırarak başlattığı hikayemizin, nihayetinde yine yurt dışına taşınması. Hem de başladığı noktanın Manş denizinden karşı kıyısı Belçika'ya...

Dip not; resimde yanaklardan da belli olduğu üzere hamileyim. Demir'de yanımızda yani :)


Benim de bunu paylaşmam gerek dersen :)
Paylaş

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...